FELSEFE DERSİ

Posted: Ekim 29, 2012 in Uncategorized

ARA SINAV ÖNCESİ KISA KISA NOTLAR

– Sokratese göre irdelenmeyen hayat yaşamaya değmez.
– Doğurtma : sokratesin sorgulama yöntemine denir.
– Russele göre sorma,sorgulama, merak etme alışkanlıkları olmayan insan : adetlerin ve alışkanlıkların tiranlığında yaşayan bir varlıktır.
– J.s. mile göre insan : keyifsiz bir insan yaşamından memnun bir hayvan olmaktan iyidir,Ve mutsuz bir Sokrates olmak halinden memnun bir budala olmaktan iyidir
– Metafizik :genel olark varlık konusu ile ilgilenir
– Etik : ahlak anlayışını ele alır
– Epistemoloji : bilginin yapısını ve konularını sorgular
– İnsanı diğer canlılardan ayrı kılan özellik : dünyayı açıklama ve anlamlandırma çabasıdır.
– Sanatçı : duygularından hareket ederek maddeye anlam katmaya çalışır.
– Bilim,sanat,din .felsefe.dünyayı anlamada ve anlamlandırmada.algısal deneyimlerle yetinmezler
– İrdelenmeyen hayat yaşamaya değmez : ernst cassirer
– İnsan üstüne deneme kitabı : ernst cassirer
– Logos kavramı : akıl.mantık.söz.bilim kavramlarını içerir
– Etiğin konusu : ahlak anlayışının iyi yaşamın ne olduğunu inceler
– Din : dünyanın gizeminin sonsuz bir yaratıcı yada varlıkta bulunabileceği temelinde dünyayı anlamlandırmaya çalışır,
– Mitos ve logos : eski yunanda ilk felsefecilerin coğunlukla gözlemden ve çeşitli akıl yürütme tekniklerinden yararlanması sonucu kavramlar arası karşıtlığı gösterir
– Bilim : olaylar arasında yasalara ulaşmaya çalışan genel nesnel ve evrensel özelliklere sahip olan bilgi dalıır.
– Logos : eski yunanda akıl bilim mantık söz gibi anlamları içeren kavramdır.
– Doksa : platona göre gözlemler yoluyla ulaşılan duyusal dünyanın değişenlerin bilgisidir
– Episteme : platona göre akıl yoluyla ulaşılan tümellerin değişmeyenlerin tanımsal bilgisidir
– Temsil epistemolojisi : öznenin zihinsel yapısının nesneyi doğru temsil edebilme güçünü merkeze alır
– Descartese göre bilginin kaynağı : akıldır..ve doğru bilgiye ulaşmada şüpheyi yöntem olarak kullanmıştır
– Düşünüyorum o halde varım sözü : descartese aittir
– J Locke göre insan zihni:insan zihni doğuştan boş bir sayfa gibidir bu sayfa deneyimler tarafından doldurulur bunlar algı verileridir
– Bilgi kavramını akılcı yöntemlerle cözümlemeyi ve tanımlamayı ilk deneyen kişi:platondur.
– Theaetetus adlı eser : platonun eseridir.
Analysis dergisi : edmund gettier in dergisidir.gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgimidir makalesini yazmıştır.
– Descartese göre en sağlam bilgi türü : matamatiksel bilgidir.
– Epistemolojide tümellere önem veren filozof : platondur
– Deneyimci felsefeye göre insanın sahip olduğu bilginin kökeni : duyu verileridir
– Nesnelerin zihinden bağımsız olduğunu savunan bağımsızlık ve süreklilik
– Nesnenin ve öznenin geleneksel epistemolojik sırasını değiştiren düşünür: 1. kanttır
– Platona göre akıl yoluyla ulaşılan bilgi : değişmeyen tümellerdir
– Usculuk : bilginin duyu verileri.algı dışında da kaynakları olduğunu savunan felsefe
– Hume a göre deneyimle kazanılan olgusal bilgi ve idealarımız arasındaki ilişkilerden ortaya çıkan bilgi dışında kalan ve saçma olan bilgiler : metafizik bilgilerdir.
– Distrübitif kavram : bir gurubu oluşturan üyelere uygulanan kavramdır..örneğin :asker
– Kollektif kavram : bir gurubun üyelerinin tümüne uygulanan kavramdır.
– Bileşik önerme : birden çok yargı bildiren önermelerdir.
– Bileşen : önermelerin her birine bileşemn denir
– Çıkarım : önermelerin sonucudur
– Totoloji : bir önerme tüm değerlemelerde doğru değerini alıyorsa totolojidir – çelişme : tüm değerlemelerde yanlış değerini alıyorsa çelişmedir
– Tutarlı önerme : önerme en az bir değerlemede doğru değerini alıyorsa tutarlıdır
– Sadece hiçbir şey bilmediğimi biliyorum sözü : Sokrates e aittir organon adlı eser : aristotelese aittir mantık konusundaki çalışmalarını içerir
– İçlem kaplam : kaplam artarsa içlem azalır içlem artarsa kapkam azalır ..düz orantı değil ters orantı vardır
– İçlem fazlalığı: ayrıntı fazlaysa içlem fazladır
– Geçersiz önerme:önçüller doğru sonuç yanlışsa önerme geçersizdir
– Orta terim::her iki kıyastaki ortak kelime
– Mantık yanlışları : döngüsel akıl yürütme,genel kanıya başvurmak
– Estetik : var olan bilgilerimizi kullanarak yeni bilgilere ulaşmamızı sağlayan düzgün akıl yürütme biçimlerinin bilimi
– Bir kıyasta küçük terim : sonuç önermesinin öznesidir
– Ön bileşeni değillemek : biçimsel bir mantık yanlışıdır.
– Adcılık : sadece tikel nesnelerin varlığını savunan görüştür
– Gerçekçilik : tümellerin gerçek olduğunu savunan düşünce gerçekçiliktir
– Thalese göre gerçekliğin yapısı : thalese göre gerçekliğin yapısını su oluşturur
– Aristoya göre tümel ve tikel arasındaki ilşki : aristoyaa göre tümel form olarak tikelin ayrılmaz bir parçasıdır
– Platonun duyular hakkındaki görüşü : duyular dünyadaki varlıklardan bağımsız biçimde düşünülür.
– Sadece tikel nesnelerin varolduğunu düşünen aşırı adçılara göre tümellerin varlığını savunma nereden kaynaklanmaktadır : dilin yanlış anlaşılmasından
– Platon her konuda güvenilir bir bilgiye ulaşılabileceğini hangi gerekçeye dayandırır : akıl düşünülür dünyanın nesnelerini kavayabilir
– Qine özdeşlik olmadan varlık olmaz sözüyle neyi destekler : varlık kavramı özdeşlik kavramına dayanır
– İçkin gerçekçilik : aristotelesin tümellerin ancak tikellere bağlı olduğunu yada tikellerin içinde var olabileceğini savunduğu görüştür
– Mantıkçı pozitivizim : felsefenin gerçeklik hakkında bilgi sunmak gibi bir işlevi olamaz bu işlev bilime düşer
– Bilimsel devrimlerin yayapısı adlı kitap : kuhn un kitabıdır
– Paradigma : bilim insanlarının varsayımlarını ve yöntemsel sınırlarını ortaya koyan kavramsal cerçevelerdir
– Evrensellik : bilimsel kuramların geçerliliğinin tüm zamanlarda ve bölgelerde geçerli olması durumudur
– Bilim kuramının iyi yada değerli kılan temel nitelik .doğrulanabilirlik değil .yanlışlanabilirliktir düşüncesini savunan düşünür : K.poper dir.
– Mantıkçı pozitivistlere göre bilimin ilerlemesi nasıldır : pozitivistlere göre bilim birikerek ilerler.
– Doğrulanabilirlik ve yanlışlanabilirlik kavramlarının incelenmesi hangi görüşle olmuştır : quine-duhem görüşü
– Mantılçı pozitivistlere göre önerme doğrulanabilir olmalıdır.
-Popere e göre her yanlışlamanın bize faydası : popere göre her yanlışlama bizi doğruya götürür.
– Yanlışlanan kuramların yerine cesur kuramların önerilmesi ile bilimsel kuramların geliştiğini savunan düşünür : poper dir.
– Bilimsel doğrulama ve yanlışlamanın bilim insanlarının yorum ve seçimlerinden bağımsız olarak gerçekleştirilemeyeceğini savunan düşünce : quine-duhem tezidir
– Mantıkçı pozitivistler tarafından bilimsel olanla metafizik olanı ayıran ölçüt : doğrulanabilirlik ilkesi.dir.
– Sınanmaya ve test edilmeye her zaman açık olmayan bilgi : metafiziktir
– Yeni bilim adlı eser : g.vico nun eseridir
– Marksist gelenek içinde doğan eleştirel yaklaşıma göre bilim ve teknoloji : bilim ve teknoloji ideolojik bir karaktere bürünmüş ve insanı köleleştirmeye başlamıştır.
– Sosyal bilimlerin genel yasalara ulaşamamasının nedeni : konusu içine giren fenomenlerin birer doğal tür olmayışıdır.
– Yeni organon adlı eser : Bacon un eseridir. Ona göre bir bilim insanının zihnini kaplayarak doğru bilgi elde etmesine engel olan dört tür idol vardır:kabile.mağara.market.tiyatro
– Dilthey e göre doğa bilimlerinin yöntemi ile tin . insan bilimlerinin yöntemi nedir : doğa bilimlrinin yöntemi açıklamak. Tin .insan bilimlerinin anlamak yorumlamaktır
– Yorumculuk : insan davranışlarını anlamak için kültür ve değerler sistemini anlamak gerektiğini savunan görüştür.
– Sosyal bilim yasalarını yalnızca bir yorum aracı olarak gören düşünce kime aittir : max weber
Frankfut okulu eleştirel yaklaşımın temsilcileri : h.marcuse.t.adorno.m.horkheimer.j.habermas
– Bilimsel bilginin somut ve gözlenebilir olması nasıl bir özellikte olduğunu gösterir: nesnel
– Bilimsel kuramda değer yargılarının hem kuruluş hemde gerekçelendirme aşamasında etkili olduğunu savunan düşünür : t.kuhn dur
– Bir alanın bilimsel olabilmesi için kesin bilgiler ve genel yasalar elde edilmesi gerektiğini savunan yaklaşım : doğalcı yaklaşımdır.
– Bacon a göre bilim insanının doğru bilgi elde etmesini engelleyen onun zihnini kaplayan ve bozan kavram : idol dür
– İnançlar : sosyal bilimlerin konusu olmazlar
– Hempel in sosyal bilimlerde getirmiş olduğu açıklama modelinde insan için kullanılan insan : rasyonel insan dır
– Philosphia : bilgeliği sevme.
– Metafiziğin aradığı sorulardan biri : evrenin bir başlangıcı ve sonu varmıdır.
– Filozof yaşamı sorgulamayı nasıl gerçekleştirebilir.akıl yürüterek
– Zihnimizdeki bağımsızlık ve süreklilik ideasının kaynağını epistemolojik açıdan aydınlatmak isteyen deneyimci filozof : hume.
– İnsan insandır önermesi mantık ilkelerinden hangisine örnektir : özdeşlik ilkesi.
– Bilgi duyu verileri, algı dışında da kaynakları olduğunu savunan felsefe : usculuk.
– Quine özdeşlik olmadan varlık olmaz sözüyle neyi destekler : varlık kavramı özdeşlik kavramına dayanır.
– Platona göre doksa : duyusal dünyanın değişenlerin bilgisidir.
– Mantıkçı pozitivistler tarafından bilimsel olanla metafizik olanı ayıran ölçüt : doğrulanabilirlik ilkesi
Bir düşüncenin bilgi olabilmesi için inanç .doğruluk ve gerekçelendirme koşullarını öne süren düşünür : platondur.
Bacon a göre bilim insanının doğru bilgi elde etmesini engelleyen onun zihnini kaplayan ve bozan kavram : idol dür
Diltheye göre doğa bilimlerinin yöntemi ile tin bilimler inin yöntemi : doğa bilimlerinin yöntemi açıklamak tin bilimlerinin anlamak.
Bilim ve teknolojinin ideolojik bir karaktere büründüğünü ve insanı köleleştirmeye başladığını savunan yaklaşım : eleştirel yaklaşım
Bir alanın bilimsel olabilmesi için kesin bilgiler ve genel yasalar elde edilmesi gerektiğini savunan yaklaşım . doğalcı yaklaşım.
Bilimsel bilgide bulunmaması gereken özellik : öznellik.
Sosyal bilimlerde genel yasaların elde edilmesi çokta istenilen bir durum değildir çünkü açıklayıcı fonksiyonları yoktur görüşünü savunan : max weber.
Bir düşüncenin bilgi olabilmesi için inanç .doğruluk ve gerekçelendirme koşullarını öne süren düşünür : platon.
Filozof yaşamı sorgulamayı nasıl gerçekleştirebilir : akıl yürüterek.
Zihnimizdeki bağımsızlık ve süreklik ideasının kaynağını epistemolojik açıdan aydınlatmak isteyen filozof : hume.
Aristoya göre tümel ve tikelin arasındaki ilişki : tümel form olarak tikelin ayrılmaz bir parçasıdır.

ÜNİTE 1

FELSEFE NEDİR ?
Felsefe yunanca bir kelime olup bilgelik sevgisi anlamına gelir.felsefenin insana kazandırdığı bilimsel durumun veya hayata bakışın algı,gözlem yoluyla bilgi edinmek ve bilgi biriktirmekten oldukça farklı bir düşünsel duruma işaret ettiğidir. BATI FELSEFESİNİN KAVRAMI VE LOGOS KAVRAMI hayvan ölü canlı sadece görür fakat insan görür ve ölüm fik…ri karşısında merak ve kaygı duyar.felsefe yalnızca insanın üretebileceği düşünsen ürün ve başarıdır.insan doğayı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır.bu çabayı bilim,sanat,din,felsefe aracılığıyla gerçekleştirir.batı felsefesi tikel açıklamalarla karşı gelen ve evrensel açıklamaların ortaya çıkmasıyla başlamıştır.bu karşıtlığa mitos logos karşıtlığı diyebiliriz.ilk felsefesiler gözlem ve çeşitli akıl yürütme tekniklerine başvuruyorlardı. Logos : bugün psikoloji,sosyoloji,deontoloji,oftalmoloji gibi birçok bilim dalının eki durumunda bir kelimedir. Mitos :(söylence) mitoloji kelimesi mitosun bilimi anlamındadır SOKRATÇI ANLAYIŞ Sokrates yaşamı boyunca hiç yazılı eser üretmemiştir.özellikle platonun diyaloglarından Sokrates in düşünceleri net biçimde ortaya konur.sorgulama yöntemine DOĞURTMA YÖNTEMİ adı verilir.Sokrates in amaçlarından biri de insanların bilmediklerinin farkında olmadan yaşadıklarının sonuçlarını göstermektir.bu yüzden İRDELENMEYEN HAYAT YAŞAMAYA DEĞMEZ demiştir.ve felsefe meyvelerinin ve başarılarının ne olduğu tam belli olmayan bir disiplindir. RUSSELL VE MİLL FELSEFENİN DEĞERİ ÜZERİNE Russell e göre insanlar bedensel gereksinimlerini tam karşılamanın en önemli yaşamsal hedef olduğunu düşünmeye eğilimlidirler.russelle göre felsefi yani özgür bir zihin tutsak bir zihinden farklı olarak ve metaforik olarak ifade edersek neredeyse tanrısal bir nitelik kazanır.felsefeciler olaylara çok yönlü ve çok boyutlu bir durumla yaklaşırlar.felsefi sorgulama bize insan olarak var olmamın açısından önemli bazı nitelikler kazandırır.felsefi bir çabaya girmek ve sorgulanmayan şeyleri sorgulamak ciddi bir zihinsel uğraş ve çaba gerektirmektedir.MİLL e göre felsefe yaparak yaşayan bir insan hiç düşünmeden ve sorgulamadan yaşayan bir insanın yaşadığı tüm hazları bilir ve istese yaşayabilir.bir insanın tıpkı bir hayvan gibi fiziksel zevkler tarafından belirlenen bir yaşamı tercih etmesi mümkündür.ancak geliştirilmiş zihinsel işlevlerimizin bize aslında ne kadar güçlü bir doyun ve mutluluk verdiği de bir gerçektir. FELSEFENİN 3 FARKLI BOYUTU eleştirel boyutu : Sokrates kafasında belli yanıtlar ve çözümler listesiyle insanlara yaklaşmamıştır.onun amacı insanların zihinsel uyuşukluklarının üzerine gitmek ve kavramlarını,inançlarını,önyargılarını gözden geçirmeye zorlamaktır.Nietzschenin mutluluk kavramı da bu eleştirel duruştan nasibini almıştır.mutluluk gündelik yaşamımızda kullandığığımız anlamından farklı olarak insan hayatını aktif olarak yaşama gücüdür.mutluluk yozlaşmış ahlaki değerlere başkaldıracak kadar güçlü bir duruşa sahip olup kendi değerlerini yaratabilme başarısıdır. Çözümleyici boyutu : felsefecilerin kritik işlerinden bazıları çözümleme kategorisi kapsamında incelenebilir.kavramların et hale getirilmesi kavramlar arası ilişkilerin ortaya konulması akıl yürütmelerin mantıksal yapısının irdelenmesi ve gerçekleştirme zincirlerinin sağlamlığının sınanması.çözümleyici işlev logos un kullanımının etkileyici örneklerinden biridir ve felsefenin önemli bir boyutuna karşılık gelir. Bütünleştirici boyutu : şemalar veya kuramlar bize yaşama dair bütüncül yorum yapma ve dünyayı anlama olanağı sağlar.bu bağlamda felsefe kuramlarının ve felsefecilerin sunduğu büyük resimlerin dünyaya dair nasıl bir anlama ve yorumlama olanağı sunduğunu inceleyebiliriz.günümüz felsefecileri arasında yaygın fakat yanlış görüş batıda felsefe,doğuda bilgeliğin olduğu görüşüdür.bilge ve filozofu ayırmak için din veya yaşam felsefesi ile eleştirel –çözümleyici bir ayırım yapmak başarılı bir sonuç vermez. FELSEFENİN ALT DALLARI felsefenin 4 ana irdeleme konusu olmuştur. -metafizik : varlık sorunu ile ilgilidir. – etik :ahlak anlayışlarının ve iyi yaşamın ne olduğu konusuyla ilgilidir -epistemoloji : (bilgibilim)bilginin yapısını ve kaynaklarını sorgular -mantık : akıl yürütme ve çıkarın yapmanın kurallarını inceler. Bunların dışında zihin felsefesi,dil felsefesi,teknoloji felsefesi,siyaset felsefesi,sanat felsefesi de bulunmaktadır.

Felsefenin sözcük anlamı: bilgelik sevgisi.
Batı felsefesinin başlangıcı ve logos kavramı
İnsanın diğer canlılardan ayrı kılan dünyayı anlamlı hale getirme ve açıklama çabasıdır. Bu çabanın dört farklı temel ekseni:
1- Bilim, 2- Sanat, 3- Din, 4- Felsefe
Batı felsefesinin ortayı çıkış yeri olan eski Yunan da ilk felsefeciler dünyada gerçekleşen olayları ve dünyanın düzenini açıklarken destanlara, mitolojiye ve dinsel normlara değil, çoğunlukla gözleme ve çeşitli akıl yürütme tekniklerine başvuruyorlardı. Bu karşıtlığa *Mitosa karşı Logos’un ortaya çıkışı diyoruz.
• Logos: akıl, mantık, söz, bilim anlamlarına gelir.
Erken dönem Yunan felsefecileri (Thales, Anaximenes, Empedokles) çevrelerinde ki olayları açıklarken ateş, hava, su, toprak gibi gözlemlenebilir elementlerden söz ediyorlardı.

Sokratçı Arayış: sokrates’in sorgulama yöntemine ‘doğurtma yöntemi’ adı verilir.
İnsanları düşenmeye, sorgulamaya ve zihinsel eksikliklerini farkındalığa yönlendirir.
Kısaca Sokrates’e gore “irdelenmeyen hayat yaşamaya değmez.”

Russell ve Mill: Felsefenin değeri üzerine
Russell’e göre; felsefenin değeri onun kesinlikten uzak yanıtlarla iş görmesindedir.
Sorma, sorgulama, merak alışkanlıkları olmayan, hiç düşünmeksizin çevresine uyan bir insan Russell’in deyimiyle “adetlerin ve alışkanlıkların tiranlığında” yaşayan bir varlıktır.
Bu insanlar bir anlamda özgür de değillerdir. (seçeneksizlik ve baştan belirlenmişlik)
Felsefenin değeri. Bu belirtilen anlamda insane zihnini daha özgür duruma getirir.
J.S. Mill’e gore; felsefi bir yaşam, yalın bir bedensel zevk yaşamından üstündür.
Keyifsiz bir insan olmak yaşamından memnun bir hayvan olmaktan iyidir; mutsuz bir Sokrates olmak, durumundan memnun bir budala olmaktan iyidir.
FELSEFENİN ÜÇ FARKLI BOYUTU: Eleştirel, çözümleyici ve bütünleştirici.
1-Eleştirel Boyutu: Sokrates ve Nietzsche örnek gösterilebilir.
Sokrates’in amacı insanların zihinsel uyuşukluklarının üstüne gitmek ve insanları kavramları, inançları, ön yargıları gözden geçirmeye, sorgulamaya, düşünmeye zorlamaktır.
Nietzsche mevcut değerleri sorgulayarak onların temellerinden sarsarak eleştirel bir yaklaşım ortaya koymuştur,
Mutluluk gündelik yaşamımızda kullandığımız anlamından farklı olarak, insanın hayatını aktif olarak yaşama gücüdür. Mutluluk, ulaşmaya çabaladığımız, arzu ettiğimiz bir şey olarak değil, yozlaşmış ahlaki değerlere başkaldıracak kadar güçlü bir duruşa sahip olup kendi değerlerini yaratabilme başarısıdır.
2-Çözümleyici Boyutu:
Kavramları netleştirmek, kavramlararası ilişkileri belirlemek, akıl yürütmenin mantıksal yapısının araştırılması, gerekçelendirme(gereklik) zincirlerinin sağlamlığının sınanması.
3-Bütünleştirici Boyutu: Felsefe sadece bize sorgulama, irdeleme olanağı vermekle kalmaz anlamlandırmamıza yardımcı olacak kuramlar sağlar.

• Felsefenin alt alanları:
o Metafizik: genel anlamda varlık sorunu ile ilgilenir.
o Etik: ahlak anlayışlarını ele alır.
o Epistemeloji: bilginin yapısını ve konularını sorgular.
o Mantık: Akıl yürütme ve çıkarım yapmanın kurallarını inceler.
Bu ana dalların dışında bazı kavramların ve konuların derinlemesine incelenmesi sonucunda felsefenin alanı genişlemiş “Dil Felsefesi, Siyaset felsefesi, Sanat Felsefesi, Teknoloji Felsefesi, Zihin Felsefesi gibi çeşitli felsefe dalları ortaya çıkmıştır.
• “Bilimsel” nitelikli yazılı eserlerin oluşturduğu bütüne literatür adı verilir. Felsefeciler de kendi ilgi alanlarına göre seçtikleri gelsefi konular üzerine kitap ve makaleler yazarak kendi felsefe literatürlerini zaman içerisinde oluşturmuşlardır ve oluşturmaya devam etmektedirler.
• Farklı çalışma alanlarını ortak bir zeminde biraraya getirme çabalarının bütününe disiplinler-arası çalışmalar adı verilir.

ÜNİTE 2
Epistemoloji felsefenin en temel ve merkezcil alanlarından biridir.

Yunanca episteme =bilgi ve logos=bilim, açıklama, gerekçe kelimelerinin birleşiminden oluşan epistemoloji deyimi
Türkçeye bilgi bilim veya bilgi kuramı olarak çevrilmektedir.
Epistemoloji özünde insan bilgisinin doğasını, kaynaklarını, sınırlarını, kavramsal unsurlarını ve hatta bilginin olanaklı olup olmadığını irdeler.
Biz bilgiden ve bilgilenmekten bahsettiğimizde tam olarak neyi kastetmekteyiz?
Felsefecinin üzerinde yoğunlaştığı konu: yaşamımızda çok önemli bir yer tutan bilgi kavramını açık hale getirmek ve bazı önemli sorularla yaklaştığımızda bu kavramın aslında ne tür incelikler içerdiğini ne tür kuramsal sorunları beraberinde getirdiğini göstermektir.

Epistemolojinin Tarihsel Kökleri:
PLATON VE ARISTOTELES
Bir nesneye dair bilgi edindiğimizde bilginin asıl yöneldiği şey o tek nesneden ziyade genellenebilen unsurlardır. Bu fikrin anlaşılabilmesi için tikel ve tümel kavramların anlaşılması büyük önem taşır.
Tikel deyimi bizim yaşamda kullanabileceğimiz sıradan, değişebilen ve sonlu olan nesneler için kullanılır.
Tümel deyimi ise; tikellere kimlik kazandıran evrensellerdir.

Bilginin nesnesinin ne olduğunu irdelerken tikeller değil TÜMELLER üzerinde yoğunlaşmışlardır. Tikel varlıkların barındırdığı tümelleri kavrayabilmemiz için duyularımızı değil AKLIMIZI kullanmamız gerekmektedir.
Platon’a göre;
Doksa gözlemler yoluyla ulaşılan, duyusal dünyanın, değişenlerin bilgisidir.
Episteme akıl yoluyla ulaşılan tümellerin, değişmeyenlerin tanımsal bilgisidir.

Bir insan deneyimsel bilgiye sahip olduğunda bildiği şey tam olarak nedir?
Ben şu an kırmızı bir gül kokluyorum kırmızı gül’ün algısal bilgisine ulaşıyorum.
Burda söz konusu olan tikel bir nesneldir.
Ancak Platon ve Aristoteles’e göre benim bilmemi olanaklı kılan temel unsur o nesnede barındırılan kırmızı ve gül gibi tümellerdir.
Dünyada karşımıza hep tikel nesneler çıkıyor olsa da onları tikellikleri içinde bilemeyiz. Tikelin kendine yönelik söyleyebilecek duran şey gibi bir ifade bize hiçbir ilginç bilgi vermez. Ancak o tikelin barındırdığı tümelleri belirtmeye başladığımızda bilgi ortaya çıkmaya başlar.
Kısaca söylersek; Bilmek ancak genel kavramlar veya tümeller aracılığıyla olur.
Bardak bardak olmasaydı varolan her bardağa özel bir isim koysaydık

YENI ÇAĞ FELSEFESI GENEL GÖRÜNÜŞ VE KRITIK KAVRAMLAR
Deneyimcilere göre; bilginin kökeninde yalnızca duyulardan gelen veriler bulunur.
Akılcılara göre; bilginin algı dışında da kaynakları bulunmaktadır.
Özne ve nesne arasındaki bağın güvenilirliği üzerine kurulmuş temsil epistemolojisi, öznenin zihinsel yapısının nesneyi-dış dünyayı-doğru temsil edebilme gücünü merkeze alır.
‘İdea’ deyimi Batı dillerinin bir kısmında günlük dilde halen yaygın olarak kullanılır ve genelde “fikir” anlamına gelir.
‘Bilişsel’ deyimi “insan aklının çalışma mekanizmalarına, bilgilenme süreçlerine ve yapılarına ait olan” anlamına gelir ve özellikle psikoloji alanında yaygın olarak kullanılır.
Descartes’e göre zihnimizde bulunan ideaların pek çoğu deneyimsel olarak kazanılsa da bazı önemli ideaların veya bilişsel unsurların doğuştan geldiği şeklindedir. Örneğin Descartes Tanrı ideamızın deneyimden değil doğuştan geldiğini düşünmüştür.

– Rene DESCARTES(1596-1650): Şüpheci Yöntem, Bilginin Temellendirilmesi, USÇULUK Bilginin kaynağı AKIL’dır.
Doğru bilgiye ulaşma yöntemi ŞÜPHE’dir. Descartes’in görüşüne göre, maddenin ve insan zihninin varlığı birbirinden bağımsızdır. Bu metafizik (varlıkbilimsel) perspektifi sunarken Descartes Aristoteles’in kullandığı deyimlerden ve kavramlardan yararlanır. En önemlisi ‘töz’ dür.
‘Töz’ tanım gereği, varlığı için diğer bir şeye gereksinimi olmayandır. Örneğin Aristotelesçi örnek verirsek, her insan bir tözdür.
• Zihin ve maddeyi iki ayrı töz olarak alan Kartezyen (descartesçi, descartes’li ilintili) felsefe kendine çözülmesi hiç de kolay olmayan bir sorun yaratmıştır.
• Algısal bilgi, Descartes’in anladığı anlamda, bilgi binamızın en güvenilir yapı taşı olamaz.
• Kafamın içi her türlü yanlış bilgiyle doldurulabilir; ancak şüphelenme veya düşünme eylemini gerçekleştiren bir şeyin var olduğu kesindir. Cogito ergo sum (Düşünüyorum o halde varım.)
• Descartes’e göre, bir ideanın zihnime açık ve seçik bir şekilde verilmiş olması, bu ideanın herhangi bir araca gerek duymadan doğrudan doğruya verilmiş ve içeriğinin de başka şeylerle karışmamış olduğu anlamına gelir. Bu anlamda Tanrı ideası, hiçbir aracı ideaya gerek duymadan zihnimde canlandığı için açık ve bu ideanın içeriksel özellikleri diğer idealarla karışmadığı için de seçiktir.

– John LOCKE ve David HUME: Bilginin Deneyimsel Kökleri
Deneyimciliğin ilk büyük temsilcisi: – John LOCKE
Locke’ye göre, insan zihni doğuştan boş bir sayfa gibidir. Bu sayfa deneyimler tarafından doldurulur.
Locke’ye göre, zihinden bağımsız olarak var olan birincil nitelikler, bir cismin uzamı,(uzayda kapladığı yer) şekli ve devinimleridir.
Zihinden bağımsız bir şekilde var olamayan ikincil nitelikler ise bir cismin renk, koku, tat, ses gibi nitelikleridir.
• Bilginin deneyimle geldiğini düşünen düşünce deneyiylede (kapalı ve ışıksız odaya kapatılan bebeğin mavi ideasını edinmesinin olanaksızlığı)bunu ispatlamaya çalışan Locke birincil nitelikler zihnimizde deneyimimizden bağımsız olarak vardır.(algıladığımız bir cismin uzamı) Bu teziyle deneyimciliği aşan bir tez ortaya koymuştur.
• Bu anlamda Locke epistemolojisinin radikal (katıksız) bir deneyimci olmadığını söyleyebiliriz.
• Daha radikal deneyimciler G. Berkeley ve David Hume

– David HUME Nesnelerin zihinden bağımsız olarak var olduğu ideasının, yani “bağımsızlık ve süreklilik” ideasının kaynağı “imgelem” yani hayal gücümüzdür. İmgelem ya da hayal gücü, nesneleri, onlar karşımızda olmaksızın, deneyim parçalarını bir araya getirerek tasarımlama gücüdür.
Temel tezi
• bir nesnenin zihinden bağımsız varolduğu inancımızı zihnin dışına çıkarak test etmemizin olanaksız olduğudur.
• Onun sunduğu epistemolojik tabloya göre insanlar zihinsel içeriklerini izleyen veya deneyimleyen sinema seyircileri gibidir.
Sonuç: şüpheciliktir. İki tip bilgi mümkündür.
Olgusal bilgi: deneyimle kazanılan
Formel bilgi: idealarımız arasındaki ilişkilerden ortaya çıkar. (mantık)
Bunların dışındaki bilgiler saçmadır. Örneğin metafizik.

– Immanuel KANT: Deneyimcilik-Usçuluk Bağlamında Farklı Bir Yaklaşım
Kant, en önemli eseri olan ARI USUN ELEŞTİRİSİ’nin önsözünde, kendisini önceleyen filozofların özne-nesne ilişkisinde hep bilginin kendini nesnelere uydurmasından yola çıktıklarını, oysa bu çabanın boşa çıktığının görüldüğünü söyler. Ona göre, bir kez de nesnelerin kendilerini bilgimize uydurmaları gerektiğinden yola çıkmalıdır.
Bilginin gerçekleşmesini sağlayan şey aslında öznenin nesneye zihinsel bakımdan uyması değildir. Tersine, bir nesnenin bizim açımızdan bilginin nesnesi olarak varlık kazanması için o nesne insanın bilişsel olanaklılıklarına, sınırlarına uygun olmalıdır.
Çevremizde gördüğümüz nesnelerin bize görünebilmesi için öncelikle ve mutlaka zihnimizin sınırlı bilişsel olanaklarına ve kalıplarına uymasının gerektiğidir.
Kant bilgi söz konusu olduğunda sınırlardan bahseder. Burada kastettiği ‘entelektüel’ veya ‘bilimsel’ anlamda sınırlanmışlık veya geri kalmışlık değil, bir canlı türüne ait belirlenmişlik durumlarıdır. Bizim 5 değil 50 duyumuz olsaydı bile, evreni hala belli sınırlar çerçevesinde algılıyor olacaktık.
Kant bu ayrımı açıklarken Yunancadan gelen “fenomen” ve “numen” kavramlarını kullanır. Fenomen algıladığımız dünyaya, numen ise algılayan bir özneyle herhangi bir bağlantısı olmaksızın var olan gerçekler dünyasına karşılık gelir.
Kant’ın insan bilişselliğine yaklaşımını bir benzetmeyle açıklayabiliriz. Sıradan bir kullanıcı, bilgisayarına farklı yazılımlar yükleyerek onlar aracılığıyla işlem yapabilir; ancak tuşlara basarak yızılımı kullanan kişi bu yazılımların çalışmasını olanaklı kılan ve sınırlayan techizata etki edemez.

ÇAĞDAŞ EPİSTEMOLOJİNİN TEMEL SORUNU BİLGİ KAVRAMININ ÇÖZÜMLENMESİ
Yeniçağ epistemolojisinden farkı ilgisinin bilginin çözümsel tanımı ve kavramsal unsurlarının açıklanması.
Platon bunu ilk kez THEAETETUS eserinde bir düşüncenin bilgi olabilmesi için “inanç, doğruluk ve gerekçelendirme” koşullarını öne sürmüş ve bu üç koşulun bilginin tanımlanmasında gerek ve yeter koşulları oluşturduğunu iddia etmiştir.
Bilginin çözümlemesi açısından çok önemli bir dönüm noktasını oluşturan bir eserden söz edersek Edmund Gettier’in Analysis dergisinde yayımlanan “Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir? Başlıklı makalesi, bir öznenin bilginin üç gerek koşulunu sağlaması durumunda bile tümcesel bilgiye sahip olmayabileceğini gösterme amacını taşır.
Gettier’in argümanından çıkardıkları önemli sonuçlardan biri, bilginin gerekçelendirme koşulunun derinlemesine irdelenip açıklanmaması durumunda önermesel bilginin geleneksel çözümlemesinin veya tanımının yalın haliyle bize çok yardımcı olmayacağıdır.

FELSEFE İSİMLER-KAVRAMLAR

sokratçi arayış =sorgulama ve araştırma yöntemi kullanılır
sokrates=sorgulama yöntemine doğrulama adını verir ona göre insan hem kendisine hemde başkalarına soru sorup yanıt verme sorumluluğunda olan bir varlıktır
ernest cassirer= sokrates’in irdelenmeyen hayat yaşamaya değmez sözüne insan üstüne deneme isimli eserinde yer vermiştir.
russella=insanları adeletletlerin ve alışkanlıkların tiraginda yaşayan varlık olarak nitelendirir.bir zihnin tutsak zihinden farkı meteforik olarak ifade edilirse tanrısal nitelik kazanır
mill=bir insan sorgulama yoluyla tüm hazları tadabilir.keyifsiz bir insan olmak yaşamından memnun bir hayvan olmaktan iyidir
nietzche=mutluluk günlük yaşamımızda kullandığımız anlamdan farklı olarak insanın hayatını aktif olarak yaşama gücüdür mutluluk kendi değerlerini yaratabilme başarısıdır
tao felsefesi=bozmadan ve zorlamadan katılmak esastır
zen budizm=oturarak yapılan meditasyon anlamındadır.anlama kavramı üzerinde durur
logos kavramı=Erkek egemendir akıl yürütme esas.disiplinler kimlik değiştirir
epistemoloji=bilgi felsefesidr bilginin kendisini araştırır epistemoloji ile nesneler dünyası toplumu oluştu
descartes=kartezyen kavramı, zihnin birşeyi doğru yansitirmi üzerinde durur
platon=bilgi yanlızca doksadır.3koşuldam bahseder:özne önermeye inanıyor olmalı, önerme doğru olmalı, iyi gerekçelerin olması..adalet herkese hakettiğini vermektir
kant=fenomen algıladığmz dünya numen algılayn dünyadr.bazı davranışlar doğuştan gelir doğuştan getirdiğmz bilgi ne deneyimsel nede mantıksaldr
locke=birinci nitelikler bir cismin şekli ve uzanımıdr.ikinci nitelikler bir cismin ses kolu renk tat gibi niteliğidr *david hume=bağımsızlık ve süreklilik iddasini imgelemeye dayandır.olgusal bilgi ve formel bilgi üzerinde durur.imgelemle açıklar
gitter=gerçekleştirilmis doğru inanç bilgi midir? bilginin irdelenmesi gerekir.platonun 3gerekçe koşulunu rededer.geleneksel çözümleme yetersizdir
aristo=değişkenler yerine yanlızca terimler kullanılır
bir kıyasta orta terim her iki öncül de bulunan terimdir
Metafizik=varlığın sadece varlık olmak bakımından incelenmesi,nihai doğruların araştırılması, gerçekliğin nihai yapısının araştırılması
mantık=akıl yürütme.tümce türlerinden bildiri ile ilgilidir
özdeslik bağıntisı=aynı şeye özdeş olanlar özdeştir,herşey kendisiyle özdeş, özdeş için doğru olan diğeri içinde özdeştr, farklı şekilde sıralandığında yine özdeştir
bir çıkarımın geçerli olabilmesi için öncüll sonucu doğru kılması gerekir
platon= felsefi bilgiye götüren yürüyüş diyalektik yürüyüşü denir.ona göre ‘güneş’ felsefi bilgiyi simgeler
felsefe soruları kavramlara ilişkindir
kuhn=bilimsel devrimlerin yapısı, paradigma
ahlak=belirli bir yerde belirli bir zamanda bir kültürde geçerli olan değer yargıları ve davranış normları
etik=başka türden normlar bütünüdr örneğin;bir mesleğin normları yani kuralları ne ise onlara uymak doktorun mesleğinin şartlarını yerine getirmesi gibi
poper= endüksiynla bi yere varilmaz
platon= iyi idealarim iddasidr
hegel=felsefe nesnelerin düşünceyle olmasi
akıl=kişiler arası ilişkilerde davranışlara ilişkin değer yargısı
değer ile degerler arasındaki fark=değer birşeyin taşıdığı bir özelliktir,değerler varolan olanaklardır
poper=bilimselliğin ölçütünun doğrulanabilirlik değil yanlışlanabilirlk olduğunu savunur kuhn=paradigma bilimsel etnigin içinde gerçekleştiği çerçevedir
descartes=tanrı idea zihne açık ve seçik bir şekilde verilmiştir
metafiziğin temel kavramları=töz, nedensellik, tümeller, değişim
hempel=bireyin belli bir durumdaki davranışlarının nedensel açıklamasını vermeye çalışır
logos un anlamları= akıl, bilim, mantık, söz
kollektif kavram ve distribütif kavrama örnek=meclis , milletvekili
Quine-Duhem=Bilimsel doğrulamalar yanlışlamalar bilim insanlarının gerçekleştirdiği eylemdir doğa tarafından gerçekleştirilmez

FELSEFE -FİNAL- KODLAMA YOLUYLA EZBER

1 -Nietzsche’nin Yunan tragedyasına yüksek bir değer atfetmesinin nedeni = Tragedya yaşam çoşkusu ve öz-denetim unsurlarını başarıyla sentezler

2-Peirce’e göre , metafizik içeriği olan soyut bir kavramı değerlendirirken olması gereken temel yaklaşım = Söz konusu kavramdan çıkabilecek pratik sonuçlara bakılması

3-James’in karşı çıktığı geleneksel doğruluk kuramı’nın benimsediği =Bir cümlenin veya yargının doğruluğu onun dünyadaki olgulara karşılık gelme durumuna göre belirlenir

4-Sartre’ın varoluşculuğuna göre , insanın özüne ilişkin söylenebilecek şey= İnsanın özü onun dünyadaki varlığı ve seçimleri tarafından belirlenir

5-Nesnellik=Kierkegaard’ın felsefesi açısından önemli veya belirleyici değil

6-Wittgenstein ilk döneminde etik yargılara ve olgulara ilişkin savunduğu tez = Etik yargılar dünyadaki olgulara karşılık gelmezler

7-Wittgenstein’ın ikinci dönem felsefesine göre , bir ifadenin anlamının temel olarak belirlenme yolu = O ifadenin toplumsal alanda kullanım yollarına bağlı olarak

8-Felsefede “Doğalcılık” yaklaşımının en genel ilkesi = Felsefi açıdan “olması gereken” ancak “dünyada olanın “aracılığıyla tasarlanır

9-Deleuze’ün görüşünü doğru yansıtmayan ifade =Modern sinema , özneyi merkeze koyan bir görme biçimi sunar

10- Kant’ın beğeni yargılarıyla ilgili olarak öne sürdüğü düşüncelerden değil =Beğeni yargılarındaki zorunluluk mantık yargılarındaki kavrama dayanan zorunluluktur

11-Hume’un estetik görüşü =Deneyimli , soğukkanlı ve önyargısız bir kişinin sanat yapıtlarının bazı özelliklerinden haz duyması, tümevarımsal bir araştırma yoluyla yargı kuralları olarak ortaya konabilir

12-Metafizik güzellik anlayışını yansıtmayan = Güzelliğin dışavurumda aranması gerektiğini düşünmek

13-Estetik tavrı diğer tavırlardan ayıran unsurlardan biri = Algılamak adına algılamaya yönelmek

14-Anlam üzerine geliştirilen kuramlardan gerçekliği dile getiren =Anlam ,insanın zihninden ve dilden bağımsızdır

15-Göndergesi olmayan terim=Güneş sisteminin yirminci gezegeni

16-Eşgönderimli olmayan terimler=Kuşluk vakti–Akşam üstü

17-Gönderme kavramı ile ilgili yanlış iddia =Bir terimin semantik göndergesi ile pragmatik göndergesi aynıdır

18-Dil felsefesinin çalışma alanlarından olan semantiğin araştırdığı bir soru =Bir terimin anlamı ile dünya arasındaki ilişki nedir ?

19-Ekonomik ve sosyal haklar =Devlete pozitif bir yükümlülük yükleyenler

20-Isaiah Berlin’in negatif/pozitif özgürlük ayrımı =Negatif özgürlük baskı altında olmamayı , pozitif özgürlük ise istediklerini gerçekleştirerek kendi kendisinin efendisi olmayı ifade eder

21-Deontolojik görüş =İnsan haklarını “insan onuru” temelinde savunan görüş

22-Dworkin’e göre Hart’ın birincil ve ikincil kurallara dayanarak savunduğu “tanıtma kuralı”nın yetersiz olmasının en önemli nedeni =Hukuk sisteminde ilkelerin rolünü görmezlikten gelmesi

23-Doğal hukuk anlayışına göre yanlış=Hukuk ,insanlar arası uzlaşma sonucu ortaya çıkan bir sistem

24-Düzeltici adalet anlayışının özelliklerinden biri=Toplumsal eşitsizliklerin nasıl giderileceğini düzenlemesi

25-Marksist kuramın felsefi temellerinden birini yansıtmaz =Sınıf çatışmasının temelinde siyasal görüş farklılıkları vardır

26-Anarşizm ile ilgili yanlış ifade =İnsan , toplumsal düzensizlik ortamında gerçek mutluluğa ulaşır

27-Liberalizm ile cemaatçılık arasında temel felsefi görüş ayrılıklarının yaşandığı kavramlar ve değerler =Birey-cemaat-hak-iyi

28-Toplum sözleşmesinin amacını genel veya ortak istenci yansıtan yönetim anlayışının temeli olarak gören siyaset felsefeci =Rawls

29-Devletin varlığını genel olarak insanın psikolojik doğasına özel olarak da güvenlik duygusuna dayandıran siyaset felsefeci=Hobbes

30-Ahlaki görecilik =Ahlaki kuralların mutlak olmadığını ,farklı toplumların ve farklı insanların farklı ahlaki değerlere sahip olabileceğini söyleyen bir kişinin savunduğu meta-etik kuramı

31-Çağdaş etikçi Michael Stocker =”Modern etik kuramlarının şizofrenisi” makalesi

32-Michael Stocker’ın”Modern etik kuramlarının şizofrenisi” makalesinde hedeflenen= Kantçı ve yararcı etik kuramların ,genel ahlaki kurallar uğruna bireylerin duygularını göz ardı ettiği

33-Kant’a göre , kategorik(koşulsuz) buyruğa örnek =”Hiçbir şekilde yalan söylememelisin”

34-İnsanın sosyal bilimlere konu olan bir yönü değil =Beyni

35-Sosyal bilimler felsefesinin sorduğu sorulardan biri değil =Zihin dış dünyayı doğru bir şekilde nasıl temsil edebilir ?

36-Sosyal bilimlerde yorumcu yaklaşımın savunduğu görüş = İnsanın zihinsel olaylarının içinde gerçekleştiği kültür ve değerler sistemini anlamak gerekir

37-Eleştirel yaklaşımı ortaya koyan ifade =Bilim ve teknolojinin ideolojik karakteri ortaya çıkarılarak bireylerin ve grupların ideolojinin gizlediği baskıdan kurtarılmaları gerekir

38-Doğalcı , yorumcu ve eleştirel yaklaşımı belirleyen temel etken =Bu yaklaşımların sosyal dünyada olup biten olaylara ilişkin farklı sorular sormuş olmalarıdır

39-Max Weber’in görüşünü ifade eden =Sosyal bir fenomenin incelenmesinde sosyal bilimsel yasaların değeri bu yasaların yalnızca bir yorumlama aracı olmalarında aranmalıdır

40-Thomas Kuhn’a göre değer yargıları = Bir bilimsel kuramın hem kuruluş ve hem de gerekçelendirme aşamasında rol oynar

41-Quine-Duhem tezinin ortaya çıkardığı bir sonuç =Bilimsel doğrulamalar ve yanlışlamalar bilim insanlarının gerçekleştirdiği eylemlerdir ve bu sebeple doğanın kendisi tarafından gerçekleştirilemezler

42-Termodinamiğin birinci yasası olan “evrendeki toplam enerji miktarı sabit kalır” yasasının yanlışlanması durumu =Popper’a göre dünya bilgimiz açısından önemli bir katkıda bulunacaktır

43-Mantıkçı pozitivizmin savunduğu bir görüş=Deneyimle doğrulanamayan önermeler anlamsız olarak kabul edilmelidir

44-Aristoteles’in dört nedeninden yola çıkılırsa ,bir masanın varlığının etken ve maddi nedenleri =Marangoz-Masa biçimi

45-Mantık =Metafiziğin kısımlarından biri değil

46-Metafiziğin olanaklı olup olmadığını sormak=Metafizik, bilgi sağlar mı ? sorusunu sormak olarak anlaşılmalı

47-Metafiziğin olanaklılığı konusunda Kantçı felsefenin bir iddiası değil =Metafizik ,hiçbir şekilde olanaklı olmaz

48-Kaplamı en büyük olan kavram= Varlık

49-Bir kıyasta “orta terim”=her iki öncülde bulunan terimi ifade eder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s