SOSYOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ DERS ÖZETİ

Posted: Ekim 28, 2012 in Uncategorized

ÜNİTE 1

Felsefe: Bilgelik sevgisi anlamına gelir. Aristotales’in belirttiği gibi felsefe var olanların ilk temellerini ve ilkelerini araştıran bir bilgidir. Felsefenin en temel konusu varlık ve bilgi sorunudur. Felsefe en geniş anlamıyla özne ile nesne arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışan bir faliyet alanıdır.
Varlık felsefesi: Varlığın yapısını, özelliğini, varlığın össel ve biçimsel niteliğini, varlık-yokluk problemini ve ruh-madde ilişkisini ele almaktadır. Esas olarak varlığı maddesel, zihinsel ve ruhsal boyutlarıyla çözümlemeye çalışır.
Metafizik: Fizik ötesi kavramları sistematik olarak ele alan bir faliyet alanıdır ve ruh, ölümsüzlük, öteki dünya ve tanrı gibi soyur kavramları kendisine konu edinir.
Bilgi felsefesi (epistemoloji): Bilginin kaynağını, doğruluğunu, sınırlarını, niteliğini ve özelliğini ele alır. En temel sorunu bilgiyi bilen özne ile nesne arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğudur. Bilen ile bilinen arasındaki ilişkiyi kendine kodu edinir. Özne ile nesne ilişkisinde üç temel kavram önemlidir; gerçek, doğru ve bilgi.
Gerçek: insan bilincinden bağımsız olarak var olandır. İki temel yönü vardır. Dıssallık; nesnelerin öznenin algısından bağımsız olarak var olmasıdır. Somutluk ise nesnel gerçekliğin mekan ve zamanda gözlenebilmesi, test edilebilmesi ve nicelik olarak ölçülebilmesi halidir.
Doğru: herhangi bir bilgiye ilişkin değr yüklü bir tanımlamadır. Soyut ve zihinsel bir kavrayışa dayalıdır. Doğruluk öznenin nesneye uygun, tutarlı ve mantıksal bir çıkarımıdır.
Bilgi: öznenin nesneye ilişkin bir çıkarımıdır. Öznenin nesneyi bilme, tanıma ve çözümlemesi sonucu ortaya çıkan bir üründür. Bilgi bilimsel olsun veya olmasın nesneyi kavraması sınırlı olduğu için eksiktir.
Bilgi türleri
ü Gündelik bilgi> Selamlaşma, yas tutmak vb bilgi türleri toplumdan sorgulamadan aldığımız ve kabullendiğimiz bilgi türleridir.
ü Dinsel bilgi> Tanrısal bir öze sahiptir. Mutlak ve bağlayıcıdır.
ü Sanat bilgisi> Edebiyat, resim vb gibi insanın yaratıcılığının ve hayal gücünün bir ürünü olarak ortaya çıkar.
ü Felsefi bilgi> Varlığa ilişkin soyut bir bilgi türüdür.
ü Bilimsel bilgi> Bilimsel araştırma yöntemleri ve teknikleri kullanılarak elde edilen bilgi türüdür. Bilim insanları tarafından gözlem, deney ve test yoluyla olduğu kadar anlama, çözümleme ve yorumlama ile elde edilen bilgi türüdür. Felsefesiz bir bilim kör, bilimsiz bir felsefe ise boş bir uğraştır.

BİLİM
Bilim; insanları bir problemi çözmek amacıyla belli teorik yaklaşımı, bu teorik yaklaşıma uygun bir araştırma yöntem ve tekniklerini elde edilen verilerin yorumlanması ile ilgili akılsal ve mantıksal çözümlemeleri yaparak bilinmeyeni bilinir kılmaya çalışan, geçerli ve güvenilir, tutarlı ve düzenli, genel-geçerli ve mantıklı bilgilerdir.

Bilimsel araştırmaların aşamaları
1. Araştırma konusunun ve probleminin belirlenmesi: Bilim insanları araştırma problemlerini öncelikle belirlemelidirler. Teorik yaklaşımdan hareketle olgu ve olaylar arasında muhtemel olduğu düşünülen ve araştırmayla test edilmek istenilen ilişki hipotez olarak ifade edilir. Araştırma yapılmaksızın, daha önce bilinen ya da bilindiği düşünülen olgu ve olaylar arasındaki ilişkiye varsayım denir.
2. Araştırma için uygun araştırma tipi, yöntem ve tekniklerinin seçilmesi: Bilimsel araştırmalarda temel amaç bilinmeyeni bilinir kılmaktır. Bu amaca ulaşmak için de en uygun araştırma tipi, yöntem ve tekniği seçilmelidir.(gözlem, deney, test)
3. Araştırma evreninin belirlenmesi ve örneklem seçilme: Evren; araştırma probleminin kapsamına giren olgu ve olayların tümüdür. Örneklem ise araştırma evreninin özelliklerini en iyi yansıttığı düşünülen bir gurubun seçilmesi işlemidir.
4. Veri toplama: Bilimsel araştırmada veriler iki türlü kaynaktan toplanmaktadır. Birincil kaynak verileri; bilimsel araştırmada gözlrm, anket ve görüşme yoluyla örneklem gurubundan elde edilen verilerdir. İkincil kaynak verileri; bilimsel araştırmalar başlamadan önce mevcut olan verilerdir.Ör: resmi belge, istatistik raporlar.
5. Veri analizi: Araştırmacı hipotezlerini test eder ve elde edilen veriler ile teorik tartışmalara katkıda bulunmaya çalışır.
6. Bulguların yorumlanması ve rapor yazımı: Çalışmanın literatür’e kazandırılmasıdır.

Bilimsel bilginin özellikleri
Bilimsel bilgi; doğal veya toplumsal dünyada olgular ve olgular arası ilişkilerin sistematik olarak incelenmesi sonucu elde edilen bir bilgi türü olup, olgusaldır, mantıksaldır, nesneldir, açık ve nettir, genellenebilir bir bilgidir, geçerli ve güvenlidir, araştırma yöntem ve teknikleriyle elde edilir ve eleştireldir.

YÖNTEM(metod)> Geçerli ve güvenilir bilgiye hangi teorik bakış açısıyla ulaşılacağını, olgu ve olayların nasıl ele alınacağını ve gözlem, deney ve test yoluyla elde edilen verilerin ne şekilde çözümleneceğini ve yorumlanacağını belirleyen bilimsel kuralların tümüne denir.
Sosyolojide bilimsel yöntem’in ilkeleri: Olgusallık, uygun tekniklerin seçimi, nesnellik, değişim, teorik bakış açısı ve etik ilkelerdir.

TEORİ(kuram)> Toplumsal gerçekliği anlaşılır hale geetiren kavramlar kümesidir. Daha önce yapılmış olan bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler üzerine kuruludur. Teorinin özellikleri; Kavramlar açık ve nettir, kısadır, basit ve anlaşılırdır, eleştireldir, genellenebilir, yeniliğe ve gelişmeye açıktır, toplumsal yaşamdaki benzerlik ve farklılıkları belirgin bir şekilde ortaya koyar ve olguların arkasındaki görünmeyen dinamiği açıklama gücüne sahiptir. Teori toplumsal olgu ve olgular arasındaki ilişkilerden soyutlanan kavramlardan oluşur.

AYDINLANMA> 17. Ve 18. Yüzyılda batı Avrupa’da gelişen, birbirine bağlı felsefi, bilimsel ve toplumsal alanlarda oluşan düşünce hareketidir. Coğrafi merkezi Fransa olmakla birlikte, Almanya ve İngiltere gibi birçok Avrupa devletinde aydınlanma düşüncesi doğrultusunda gelişmeler görülmüştür.

Ø Aydınlanma düşüncesi doğanın sadece nesnel ve tarafsız bir yol alan bilim aracılığıyla anlaşılabileceğini savunmuştur, bilgi ise sadece akıl ve rasyonalite’den gelmektedir.
Ø Rasyonalist düşünce; aydınlanmanın geleneksel toplum düzeni oluşturan dini otoriteyi sorgulamasını sağlamıştır. Bu nedenle aydınlanma dönemi akıl çağı olarak da bilinmektedir.
Ø Rasyonalist düşünce dini otoriteyi sorgulayarak, kaderciliğe karşı gelmiş, despotizm, özel mülküyet ve toplusal hiyerarşinin gerçekleri temsil ettiği yönünde benimsenen inanca karşı çıkmıştır.
Ø Rasyonalist düşünce aynı zamanda toplumsal düzen fikrini meta fizik sisteme göre değil, akıl ve gözleme dayanan bir süreç içinde açıklanabileceğini savunmuş, doğanın düzeni, doğa kanunları ve insan doğası bu düşüncenin temeli olmuş, bireyi doğanın düzenine ait olarak görmüştür aynı zamanda ilerleme kavramını yol gösteren düşüncelerden biri olarak ele almıştır.

Aydınlanma düşüncesinin temel ilkeleri: Bu ilke, değer ve düşünceler aydınlanmanın paradigmasını oluşturmaktadır. Sosyolojik olarak paradigma Thomas Khun’un bilimsel değişimin doğası üzerine yaptığı çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır. Pradigma dünya hakkında düşünce biçimimizi şekillendiren inançlar, ilkeler, değerler, yöntemler ve varsayımlardan oluşan bir yapıdır.
ü Akıl: Gerçek bilginin kaynağının vahiy değil akıl olduğunu savunmuşlardır.
ü Empirizm: Bütün bilgi ve düşüncelerin empirik gerçeklere yani duyu organları aracılığıyla kavranabilen şeylere dayalı olduğu fikridir.
ü Bilim: Epirik yönteme dayalı olarak(deney ve gözlem) elde edilen bilimsel bilgi bütün insanlığın bilgisini geliştirmek için temel olarak alınmıştır.
ü Evrensellik: Bilim istisnasız bütün evreni yöneten genel yasalar üretmektedir.
ü İlerleme: Bilgi birikimi ve maddi zenginlikleri elde etmeye yarayan araçların yani teknolojinin gelişmesiyle mümkün olan bir süreci işaret etmektedir.
ü Bireycilik: Birey bütün bilgi ve eylemin başlangıç noktası olarak kabul edilir.
ü Hoşgörü: Tüm insanların fark gözetmeksizin aynı olarak görülmesidir.
ü Özgürlük: Düşünce ve ifade özgürlüğü savunulur
ü İnsan doğasının aynılığı: İnsan doğasının temel niteliklerinin daima ve her yerde aynı olduğunu inancını içeren eşitlik ilkesidir.
ü Sekülarizm: Aydınlanmanın geleneksel ve dini otorite karşısında dini açıdan doğru kabul edilen ve onaylanmış bilgiye karşı bağımsız ve laik bilgi ihtiyacını vurgulamasıdır.

ü Aydınlanma döneminin en belirgin özelliği yeni fikirlerin geliştirilmesinde büyük ölçüde yazarların etkili olmasıdır. 18.yy’ın ortalarında Montesquieu, Voltaire, David Hume, Adam Ferguson ve J. J. Rousseau önemli isimler olmuşlardır.

· Montesquieu: Toplum yapısı ve politik sistemler arasındaki ilişkiyi incelemiş ve yönetim biçimleriyle ilgilenmiştir. Toplumu oluşturan temel unsuru iklim ve coğrafyanın olduğunu savunmuş ve coğrafi dedetminizm’in temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Yöntemi gözlem’e ve olguların karşılaştırılmasına dayanmaktadır.
· Voltaire: Eleştirel rasyonalizm ve sekülarizm hakkında çalışmalar yapmıştır. Eleştirel rasyonalizm; aklın ilerleme, özgürleşme ve gelişmeyle ilgili toplumsal politik ve ekonomik konulara uygulanmasını bir arada içeren düşünce biçimidir.
· David Hume: Modern ampirik araştırmaların konusu olan insan doğasının teorisini oluşturmuştur. Mülkiyet ve gücün yakın bir ilişki içinde olduğunu öne sürmüştür
· Adam Ferguson: İş bölümünü bütün bir süreç olarak kabul eder. Uzmanlaşma Bütünün ortadan kalkmasına yol açar. Sanayiye dayalı gelişimin insan için bir ilerleme kaynağı olduğunu kabul etmekle birlikte yabancılaşmaya da neden olduğunu vurgulamıştır.
· J. J. Rousseau: Mülkiyetin iş bölümü, eşitsizlik ve toplumsal çatışmayla ilişkisini çözümlemiştir. Bireyin doğanın değil, toplumun ürünü olduğunu ve dolayısıyla insan davranışlarının toplumsal kökenli olduğunu belirtmiştir. Toplum bir sözleşmenin ürünüdür. Toplumsal sözleşme kavramı; toplumun kendisini oluşturan bireylerin iradelerinden daha büyük olan bir ahlaki ve kollektif düzen oluşturan bir birleşme eylemini ifade etmektedir.

ü Ansiklopedi aydınlanma döneminin önemli bir göstergesi olup, Avrupa da yaygınlık kazanmış E. Chambers’in 1728 de iki cilt olarak basılmış 1751 de yayınlanmaya başlayıp 1780’de 35 ciltle ilk tam yayımı gerçekleşmiştir. İki önemli niteliği vardır -Merkezinde insan vardır.-Evrensellik yaklaşımını taşır.

DEVRİMLER> 18. Yy’ın sonları ile 19.yy’da Avrupada meydana gelmişlerdir.

1. Bilimsel devrim: Merkezinde mekanik doğa kavramı vardır. Bilimsel devrimi Newton’un evrensel yer çekim yasasını keşvederek başlattığı kabul edilir.

2. Fransız devrimi: Kitlesel nitelikli tek toplumsal devrimdir. Çağdaş devrimler içerisinde de dünyayı kapsama niteliği taşıyan tek devrimdir. Aydınlanma dönemi Fransız devriminin temelini oluşturmuş olup Montesquieu’nun politik düzenin toplumsal temelleri hakkındaki fikirleri, Voltaire’in düşünce özgürlüğü hakkındaki ilgisi ve Hume’un insan doğasının evrenselliği kavramı fransız devrimini temel dayanağı olmuştur. Geleneksel toplumlarda iktidarın kaynağı olan karizmatik otorite yerini kaybetmiştir. Karizmatik otorite bir kişinin taipçilerinin bağlılığını kazanan kutsallık, kahramanlık gibi niteliklere dayanmakta olup Weber tarafından ortaya atılmıştır

3. Endüstri(sanayi) devrimi: İnsanlık tarihinde ilk kez, toplumların üretim güçlerinin değişimini gerçekleştiren Endüstri devrimi, İngilterede başlamış ve diğer batı ülkelerini de derinden etkilemiştir

*Bu değişimler, modern düşünce biçimi ile modern toplumların oluşumunda önemli rol oynamışlardır.

Modernizm: 19.yy’ın sonlarında ortaya çıkmış, zamanla batı toplumlarında çeşitli sanat dallarında egemen olan sanatsal hareketi temsil etmektedir.
Modernite: İnsanların ilerlemeyi sağlamak için bilimsel bilgiyi kullanabileceğine inandığı, insanlık tarihinde önemli bir aşamadır.

*Aydınlanma düşüncesinin oluşumunda önemli rol oynamıştır. Özellikleri;
1. Modern toplumlarda gelişmiş politik aygıtların kuruluşu görülmektedir
2. Üretim kapasitelerinin hızlı ve sürekli gelişimi, yeni çalışma biçimleriyle mümkün olmuştur.
3. Kentleşme ve endüstrileşme süreciyle, iş bölümü, uzmanlaşma ve standartlaşma artmıştır.
4. Dinsel dünya görüşü zayıflamış dinsel kurumlar ve öğretiler etkisini yitirmiştir.

Pozitif bilimler: 17. Yy’da bilimsel devrimle birlikte oluşturulan bilimsel yönteme dayanır.
Pozitivizm: Bilimin sadece duyu organları ile algılanan, gözlemlenebilir varlıklar ile ilgilendiği iddası tarafından nitelenmektedir. Özellikler;
i. Empirist doğa bilimleri açıklamasını benimser
ii. Bilim’i en üst hatta yegane gerçek bilgi biçimi olarak görür
iii. Bilimsel yöntemin diğer disiplinlerin sosyal bilimler olarak kurulmasını sağlayacak biçimde genişletebileceğini ve genişletilmesi gerektiğini savunur.
iv. Sosyal bilgilerin birey ve gurupların davranışlarını kontrol etmek ve düzenlemek için kullanılabileceğini savunur.

*Doğa bilimlerinden aktarılan naturalizm(doğacılık) ve ön yargının kontrolü sosyal bilimlerin gelişmesinde etkili olmuştur.

*19.yy’da bir bilim dalı olarak ortaya çıkan sosyoloji akıl çağının bir sonucudur ve rasyonalist düşünceyle tanımlanmıştır.

*Toplumu pozitif bir bilim olarak kurmak yani sosyolojiyi kurmak için Hanri De Saint Simon önemli çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar Auguste Comte tarafından geliştirilmiştir.

*Sonraki yıllarda Karl Marx, Emile Durkheim ve Max weber tarafından tartışmaya devam edilmiştir. *Gelecekteki topluma sanayi devleti adı vererek sanayi toplumu kavramını ilkez Saint Simon kullanmıştır. Pozitivism’in ve sosyolojinin kurucularından kabul edilmektedir.

*Comte, hep pozitivizm hem de sosyoloji terimlerinin mucidi olarak görülmektedir. Modern toplumda bilimin egemen olacağına inanmış, dinin, batıl inancın ve etkisinin positivist bilimle yer değiştireceğini belirtmiştir. Sosyolojinin kurucusu ve isim babasıdır. Sosyolojiyi önce sosyal fizik olarak adlandırmış daha sonra sosyoloji sözcüğünü icat etmiştir.

*19.yy’ın önemli sosyologlarından biri olan Durkheim toplumu bir arada tutan ana unsurun dayanışma olduğunu öne sürmüştür.

*Marx, kapitalist sistemin işleyiş biçimi üzerinden durmuştur.

*Weber, modern çağın rasyonelleşme ve bürokrasi tarafından şekilleneceğine ve geleneksel eylemlerin daha az önemli olacağına inanmıştır. Marx ve Durkheim rasyonalist düşünceye daha az vurgu yapmışlardır ama her ikiside toplumun ilerlemeci olarak gelişiyor olduğuna inanmışlardır.

 ÜNİTE 2

SOSYOLOJİK YÖNTEMDE KLASİK DÖNEM TARTIŞMALARI
19.yy’da, doğa bilimlerinde kullanılan empirik yöntemleri bilim olmanın ölçütü olarak kabul eden bir bilim anlayışı hakimdir.

POZİTİVİST SOSYAL BİLİM YAKLAŞIMI
ü Auguste Comte tarafından sistematik hale getirilmiştir.
ü Pozitivizm toplumsal yaşamın önemli ölçüde doğal zorunluluklardan kaynaklandığını savunur. Bu açıdan da doğal bir toplum modeline dayanır.
ü Pozitivist sosyal bilim yaklaşımı, toplumsal yaşamda mevcut olduğu varsayılan ve insan davranışlarındaki genel yönelimin öngörülebilmesini sağlayan nedensel yasaları keşfetmeye çalışır.
ü Toplumsal gerçeklik “rastlantısal değildir; bir kalıbı ve düzeni vardır”
ü Toplumsal yaşamda doğa yasalarına benzer, nedensel yasalara dayalı bir işleyiş söz konusudur.
ü Pozitivizm salt algılama(empirisizm) varsayımına dayandığı için bilginin dış dünya çıkışlı olduğunu(dış dünyadan türetildiğini) savunur.
ü Pozitivist sosyal bilim yaklaşımı, dışşal olarak ele aldığı toplumsal gerçeklik hakkında deney, gözlem ve benzeri tekniklerle bilgiye ulaşmaya çalışır.
ü Pozitivizt bilim yaklaşımını benimseyen araştırmacılar, daha çok niceliksel (yani sayılarla ifade edilebilen, ölçülebilen, gözlemlenebilen) verileri kullanırlar.
ü Pozitivist sosyal bilim yaklaşımına göre, doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasındaki farklılık, temel olarak çalışma konuları ve araştırma nesnelerinin farklı olmasından kaynaklanır.
ü Pozitivizm’e göre bilim değer yargısı taşımaz, tarafsız(nötr) ve yansızdır. Bu bakımdan da değer yargısı taşıyan yaygın kanıdan kesin olarak ayrılır.

Auguste Comte’un Yöntemi
P Pozitivist sosyolojisinde toplumu kollektif bir organizmaya benzetmiş; toplumsal evrimi de doğa yasalarıyla işleyen biyolojik evrim süreciyle uyum halinde olan bir süreç olarak tanımlamıştır.
P Tüm bilimlerde pozitif yöntemin kullanılmasını zorunlu kılmakla birlikte sosyolojide kullanılacak olan temel yöntemi ”bireyin toplumsallaşmasındaki gelişmeleri belirleyen temel yasaları araştıran tarihsel yöntem” olarak tanımlar.
P Her bilimin kendi içinde statik ve dinamik olmak üzere iki temel çalışma alanına bölünebileceğini savunur.
P Toplumsal olguları tekil ve daf halleriyle gözlemlemeye değil bir bütün olarak onları birbirlerine bağlayan nedensel yasaları teori aracılığıyla keşfetmeye çalışan bir yöntem anlayışına dayanır.
P İnsan bilgisi aynı anda olmasa bile farklı zaman dilimlerinde üç aşamadan geçerek pozitif yöntem aşamasına ulaşır

~ Teolojik aşama: insan düşüncesi herşeyi doğa üstü güçlerle açıklamaya çalışır
~ Metafizik aşama: insan düşüncesi tüm olgu ve olayları soyut güçlerle açık. çalışır
~ Pozitif aşama: insan düşüncesi tüm olgu ve olayları bilimsel yöntemlerle aç. çalışır

Emilen Durkheim’ın Yöntemi
P Toplumla ilgili araştırmalarda kullanılacak yöntemi tanımladığı “Sosyolojik Yöntemin Kuralları” eseri sosyolojik araştırmanın nasıl yapılabileceği konusunda daha önce kimse tarafından yapılmayan bugüne kadar ulaşmış öenmli ve etkili çalışmalardan biri kabul edilir.
P Toplumsal olguları sosyologların sosyolojide bilimsel olarak çalışacakalrı nesne olarak tanımlar.
P Toplmsl olgular; bireysel olgulardan farklı, kendilerine özgü(sui generis) bir gerçeklik oluştururlar.
P Bireyler üzerinde baskı uygulamaları bakımından dışşal bir niteliğe sahip oldukları kabul edilen toplumsal olguların, bu özellikleri nedeniyle, nesne gibi dışarıdan incelenmesi gerektiğini savunur.
P Durkheim’a göre bir toplumsal olgunun nedeni, ancak kendi geerçeklik alanı olan toplumda aranabilir.
P Sosyolojik araştırmalarda oldukça verimli olduğunu düşündüğü eş anlamlı değişiklikler yöntemi olarak bilinen bir yöntem kullanır ve bu yöntemi ”toplum bilimsel araçların en üstün aracı” olarak niteler.
P Sosyolojiye önerdiği yöntem, toplumsal olgular arasındaki nedensel ilişkileri ve yasaları insan iradesinden ve özerkliğinden bağımsız olarak açıklamaya çalıştığı ve bu bakımdan pozitivist bilim yaklaşımının sınırlılıklarını aşamadığı gerekçesiyle eleştirilere uğramıştır.

YORUMLAYICI BİLİM YAKLAŞIMI
ü Doğa bilimlerinin yaklaşım ve yöntemleri ile ilişkili olarak ortaya çıkan pozitivist sosyal bilimin aksine yorumlayıcı sosyal bilim, hermeneutik olarak adlandırılan bir teori ve yöntemle bağlantılı olarak gelişmiştir.
ü Hermeneutik, insan eylemlerini ve insan eliyle yapılmış şeyleri ve yazılmış metinleri yorumlamaya yönelik bir teori ve yöntemdir. 19.yy’da ortaya çıkan bir anlam teorisi olarak bilinmektedir.
ü Pozitivizmin aksine yorumlayıcı yaklaşım, toplumsal gerçekliği insan bilincinden bağımsız olarak dışarıda keşfedilmek üzere mevcut olan bir gerçeklik olarak görmez.
ü Yorumlayıcı yaklaşım, soyal bilimlerin doğa bilimlerindeki gibi ”yasa bağımlı ve nedensel” bir açıklamaya değil anlamaya dayanan yorumsal bir açıklama biçimine dayanmaları gerektiğinisavunur.
ü Öte yandan pozitivist bilim yaklaşımı da yorumlayıcı sosyal bilimi, toplumsal gerçekliği anlamaya çalışırken bireylerin anlamlandırma ve yorumlama süreçlerine dayandığı; dolayısıyla nesnellikten uzaklaşarak öznelliğin içine düştüğü gerekçesiyle eleştirir.

Max Weber’in Yöntemi
Ê Toplumsal kurumlar, yapılar ve nihayetinde toplumun kendisi; bireylerin anlamlı eylemleri üzerine kuruludur.
Ê Anlama yöntemini tek başına kullanımından doğacak olan sakıncaları nedensel açıklamalarla denetleme yoluna gider.
Ê Sosoloji biliminde hem pozitivist sosyologlar tarafından kullanılan açıklamaya dayalı niceliksel yöntemlerin hem de anlamaya/yorumlamaya dayalı niceliksel yöntemlerin kullanılması gerktiğini savunur.
Ê Weber sosyolojiyi “toplumsal eylemleri yorumlayarak anlamak” ve bu eylemleri etkileri açısından “nedensel olarak açıklamak” amacında olan bir bilim olarak tanımlar.
Webere göre toplumsal eylem tipleri
∫ Geleneksel eylem-yaşanmış alışkanlıklarla yapılan eylem,
∫ Duygusa eylem-bir anlık heyecanlar ve duygusal haller içinde yapılan eylem,
∫ Değerle ilişkili akılcı eylem-ahlaksal, estetik,dinsel vb içerikte bir değerin elde edilmesi için yapılan akılcıl eylem,
∫ Amaçsal akılcı eylem-hem amaç hemde araçların rasyonel olarak seçilmiş olduğueylem tipidir.
Ê Weber ideal tipi belirli bir tarihsel dönemde ortaya çıkan olayları analiz etmek amacıyla araştırmacının gerçeklik hakkında sayip olduğu kanıtlara ve gözlemlere dayanarak geliştirdiği yönetsel araç olarak tanımlar.
Ê İdeal tip aktörlerin başka bir yönden ziyade belirli bir eylem yönünü izleme olasılıklarını analiz etmenin aracıdır.
Ê Weber tarihsel ideal tipler, toplumsal ideal tipler ve eylem tipleri olarak 3’lü tip geliştirmiştir.
Ê Sonuç olarak weber’in sosyolojik yöntemini a-nedensel anlamacı b- yorumlamacı c- karşılaştırmacı bir yöntem olduğu söylenebilir

ELEŞTİREL SOSYAL BİLİM YAKLAŞIMI
ü Köken olarak Karl Marx’a dayandırılır
ü Frankfurt okulu olarak bilinen eleştirel teoriyle bağlantılı bir yaklaşımdır.
ü Toplumsal gerçekliği yanlızca analiz etmekle yetinmez aynı zamanda onu değerlendirmeci bir bakış açısıyla eleştirir.
ü Aynı sürecin iki zıt kutbu arasında çatışmaya dayalı değişmeye diyalektik adı verilir.
ü Eleştirel sosyal bilim yaklaşımına göre, görüneni değil görünenin ardında yatan asıl gerçekliği ortaya çıkarmaya çalışan eleştirel bir sorgulama sürecidir.
ü Eleştirel yaklaşımı benimseyen araştırmacılar, doğru ve nesnel bilgiye ulaşmak için araştırma sürecinde hertürlü araştırma tekniği kullanabilmekle birlikte yöntem olarak tarihsel karşılaştırmalı yöntemi kullanmayı tercih etmektedirler.
ü Eleştirel sosyal bilime göre yorumlayıcı soyal bilim, bütün bakış açılarını eşit görecek kadar aşırı öznelci, göreceli ve insanlara sahte yanılsamaların ardındaki asıl gerçekliği gösterme konusunda güçlü bir değer konumu alamayan pasif bir yaklaşımdır.
ü

Karl Marx’ın Yöntemi
Ü Toplum analizinde görüneni değil görünenin ardında yatan toplumsal dinamikleri açığa çıkarmaya çalışır. Mark’ın bu yaklaşımı eleştirel sosyal bilimin gelişmesine ışık tutmuştur.
Ü Duyulara ve düşünebilme yetisine sahip olan insan, yanlızca maddi değil aynı zamanda toplumsal bir varlıktır. Bu nedenle de toplumsal gerçekliğin ancak insanı hem bu gerçekliğin ürünü hemde üreticisi olarak ele almayı mümkün kılan, tarihsel materyalist bir süreç içerisinde anlaşılabilir”der.
Ü Marx’ta diyalektiğin Hegel’deki gibi düşünsel nitelikte bir varlıkla değil maddi nitelikte bir varlıkla başladığı öne sürülür. Böylece Hegel’in idealist diyalektiğinin Marx tarafından maddeyi düşünceden değil düşünceyi maddeden üreten maddeci bir diyalektiğe dönüştürüldüğü savunulur.
Ü Marx tarihsel süreç içerisindeki tüm toplumları, üretim araçlarına sahip olan ve olmayan, uzlaşmaz nitelikte çıkarlara sahip olan iki çelişkili temel sınıfa bölünmüş sınıflı toplumlar olarak niteler
Ü Marx’ın yönteminde ekonomi üst yapı içerisinde kapsanan bir öge değildir. Siyaset, ideoloji, eğitim, din bu yapının içerisindedir.
Ü İşçi sınıfının kapitalist sınıf adına hiçbir karşılık ödenmeden ürettiği değeri tanımlamada artı değr kavramını kullanır.

 ÜNİTE 3

SOSYOLOJİK YÖNTEMDE ÇAĞDAŞ TARTIŞMALAR
Pozivitizm ve Empirizme yönelik eleştiriler
1. Pozitivizm empirizme dayandığı için gerçekliği deneyimlenebilir olana indirgemesi tek bir bilimsel yöntem kabul etmesi ve tek doğru bilginin bilimsel bilgi olduğunu savunması açılarından eleştirilmiştir.
2. En yaygın eleştiri bilimsel yöntemin kapsamının toplumsal yaşamı içerecek biçimde genişletilmesi gerektiği düşüncesidir.
3. Empirizmin deneyimi çok ön plana çıkarması insan merkezli olduğu eleştirilerine neden olmuştur.
4. Empirizme yönelik diğer bir eleştiri de gözlem kavramıyla ilişkilendirilir. Bilgimizin dayandığı duyu verilerinin bütün yorumlardan arındırılmış deneyimler olduklarını savunurlar oysa ki yorumlarımız deneyimlerimizi etkileyebilirler.
5. Empirizme göre bilim gözlem, deney ve formel akıl yürütmeyle dünyayı gerçekte olduğu gibi araştırma girişimidir oysa deney, gözlem ve akıl yürütme süreçlerinin hepsi yorumlamayı da içerir
6. Pozitivizm’e göre bilimde veriler hamdır yorum içermezler, teorilerden bağımsızdır ve teorilerin nitelikleri vrilere göre belirlenir. Hangi teori benimsenirse benimsensin gözlem terimlerinin anlamı aynıdır. Oysa ki teoriler düşünmenin ortaya çıkardığı sorulara verilen mantıklı cevaplar olarak geliştirilirler, bu tür cevapların bulunması bilimsel hayal gücü ve yaratıcılık gerektirir.

POPPER VE ELEŞTİREL AKILCILIK

GELENEKSEL POZİTİVİZM POPPER’İN GÖRÜŞÜ
1-gözlem ve deney 1-problem(genellikle mevcut teori yada açıklamanın çözemediği problem)
2-tüme varımsal genelleme 2-önerilen çözüm, başka bir deyişle yeni bir teori
3-hipotez 3-yeni teoriden tümden gelim yoluyla test edilebilir önermeler elde edilmesi
4-hipotezi doğrulama çabası 4-sınama yani deney ve gözlem yoluyla yanlışlamaya çalışma
5-kanıtlama yada kanıtlayamama 5-rekabet eden teorilerden birinin tercih edilmesi
6-bilgi Popper eleştirel akılcılık modelini geliştirmiştir

Ø Popper’e göre bir teorinin empirik olarak test edilmesi o teoriyi destekleyen ya da doğrulayan
kanıtlar bulmak değil aksine sistemli bir şekilde yanlış olduğunu göstermeye çaılışmaktır.
Ø Bilimselliğin ölçütü bir teorinin hangi koşullarda yanlışlanacağının belirtilmiş olmasıdır.
Ø Bilimsel bilgini birikimi teorilerin doğrulanması yoluyla değil yanlışların ayıklanması yoluyla gerçekleşir.
Ø Popper’e göre teoriden bağımsız salt gözlem söz konusu değildir.
Ø Aynı zamanda popper tarihselciliğide eleştirir. Bu kademeli toplum mühendisliği görüşünün temelidir.
Ø Popper’e göre tarihselci kuramlar normal değişim süreçlerine kapalı oldukları için kapalı toplumlara yol açarlar, açık toplumlar ise etkinlik ve çoğulculuk üzerine kurulu olan liberal ve demokratik toplumlardır.

KUHN VE BİLİMSEL DEVRİMLER
Ä Paradigma, belirli bir bilimsel disiplinle paylaşılan teorik kabullerden, inceleme nesneleri hakkındaki ortak görüşten, dünyayı anlayış biçiminden ve bilimsel kurallardan oluşan, araştırmaları uzlaşma içinde sürdürmeyi ve değerlendirmeyi sağlayan yol gösterici bir kaynaktır.
Ä Normal bilim döneminde bilimsel bilgi, doğrulama ile yani bilimsel hipotezlerin duyular aracılığıyla doğrulanmasıyla birikir.
Ä Pozitivizm’e göre hiçbir açıklama belirli bir doğrulama ve açıklama mantığıyla temellendirilmedikçe bilimsel olamaz.
Ä Pozitivistler için son derece önemli olan doğrulanabilirlik ilkesine göre bir önerme ya da iddia sadece empirik olarak doğrulanabilir nitelikteyse anlamlıdır, aksi halde anlamsızdır.
Ä Kuhn’a göre bilim insanlarının problemleri mevcut bilgilerle çözmeye çalıştığı normal bilim dönemleri ve mevcut bilgilein sorgulandığı ve eleştirildiği bilimsel devrim dönemleri tarihsel olarak birbirlerini takip eder.
Ä Kuhn’un görüşü büyük ölçüde iki bilimsel devrime dayanmaktadır. Birincisi Aristocu paradigmanın yerine Kopernik’le başlayan Newton’la doruğa ulaşan Newtoncu paradigmanın hakim olması, ikincisi ise 200.yy başlarında Nevtoncu paradigma yerine kuantum mekaniğine ve Einstein’ın görelilik teorisine dayanan yeni bir paradigmanın hakim olmasıdır.
Ä Bilimsel problemler belirli bir paradigma içinde çöözüldükçe paradigma daha da güçlenir ve paradigmayı paylaşan bilim insanlarının sayısı artar. Böylece her sorunun bu paradigma içinde çözüleceğine inanılır. Paradigma hakimiyet kazanır ve eleştirilmez.
Ä Farklı paradigmaları uygulayanlar dünyayı farklı şekilde gördükleri ve farklı dillerden konuştukları için paradigmaları karşılaştırmak ya da kıyaslamak mümkün değildir.

LAKATOS VE ARAŞTIRMA PROGRAMLARI
P Popper’in öğrencisi olan Lakatos, “eleştirel akılcılık” yöntemini temelde doğru bulur ama yanlışlamanın tek başına yetersiz bir ölçüt olduğunu düşünür.
P Kuhn’un “paradigma” kavramına benzer şekilde Lakatos “araştırma programı” terimini kullanır.
P Bilimsel bir araştırma programı kurallar, formüller ve empirik araştırma konuları sağlar, araştırmacıların etkinliklerini bir araya getirir ve yönlendirir.
P Uzun vade de, araştırma programları doğrulanabilecek tahminler ürettiği sürece başarılı oldukları, bunu başaramadıklarında ise dejenere oldukları kabul edilir.
P Lakatos bilimsel gelişmenin Popper’in ileri sürdüğü gibi yanlışların ayıklanmasına değil, bir teorinin diğer teorilerin yerini almasına bağlı olduğunu belirtir. Bunun için teorilerin karşılaştırılması gerekir, olguyu açıklayabilen ve daha fazla bilgi içeren tercih edilir.

FEYERABEND VE GÖRELİLİK
Ü Feyerabend’in geliştirdiği epistemolojik anarşizim teorisi bilimin ilelemesi ya da bilgini birikimini yöneten istisnasız yöntemsel kurallar olmadığını öne sürer.
Ü Bilimsel düşüncenin gelişmesi genel olarak kabul edilen bilimsel yöntemi ihlal etmekle mümkündür.
Ü Ait olduğumuz geleneğin inanışları neyi gerçek olarak babul edeceğimizi belirler.
Ü Bilim özgürleştirici bir hareket olarak başlamış olsa bile baskıcı bir ideoloji haline gelmiştir ve toplumun diğer ideolojilerin etkisi altında kalmaktan korunması gerktiği gibi bilimin etkisi altında kalmaktanda korunmak gerekir.

ELEŞTİREL TEORİ, FRANKFURT OKULU VE HABERMAS
Q Frankfurt okulu pozitivizm’in materyalizmin ve fenomolojinin sınırlılıklarını aşmaya çalışır.
Q Frankfur üniversitesindeki bir gurup neo marksist eleştirel teori, sosyal araştırma ve felsefe alanında çalışan bilim adamlarından oluşan bir ekoldür.
Q Pozitivizmi eleştirir ve diyalektik yöntemi savunur.
Q Eleştirel teori anti indirgemeci, anti empirist ve anti pozitivisttir.
Q Bunun temsilcilerinden habermas’ın çalışmaları eleştiren teoriyi zayıflatan bazı çelişkilerin üstesinden gelmiştir.
Q Habermas rasyonelliği özerk öznelerle değil etkileşim halindeki öznelerle ve dilin kullanımıyla ilişkilendirir.
Q Yöntemsel tutum olarak rasyonel yeniden inşa modelini benimser.

YAPILAŞMA TEORİSİ
· Yapının ikiliğini vurgular.
· Yapılar hem davranış biçimlerini belirler ve sınırlandırır hemde sınırlılıklar kadar olanaklar da sunarak davranışı mümkün kılar.
· Giddens tarafından ortaya atılan bu teoriye göre yapı ve eylem mikro va makro ayrılmaz bir şekilde birbiriyle bağlantılıdır. Ne aktörler belirli yapısal koşulların dışında seçimler yapabilirler ne de yapısal özellikler aktörlerin eylemleri sonucu oluşmak dışında bir şekilde var olabilirler.

FEMİNİST YÖNTEM
Ş Hem teori hem yöntemi içerir ancak tek bir teoriden ibaret değildir.
Ş Feminist bakış açısından, feminist olmayan çalışmaların çoğu erkeklerin sorunlarına odaklanan ve erkek bakış açısını kullanan cinsiyetçi araştırmalardır, kadınların nasıl özgürleştirileceği konularında tek bir bakış açısını paylaşmazlar
Ş En ayırt edici özelliği politik olmaları, geleneksel sınırı aşmaya ve toplumsal değişim yaratmaya çalışmalarıdır. Feminst araştırmaların özellikleri;
1. Cinsiyetciliği reddeder.
2. Cinsiyet ve güç ilişkilerini göstermeye çalışır
3. Araştırmacının duygu ve deneyimlerini araştırma sürecine dahil eder
4. Esnektir
5. Duygusallığı ve bağımlılığı vurgular
6. Eylem yönelimli araştırmalardır
7. Feminist değer ve bakış açısına sahip olmalıdır

POST YAPISALCILIK
韽 1960’larda Fransada ortaya çıkan dil merkezli disiplinler arası bir yaklaşımdır.
韽 Yapısalcılara göre dil birimleri arasındaki sistematik, sonlu ve sabit ilişkilerden oluşmaktadır, post yapısalcılar ise dilin içindeki karşılıklı ilişkilerin sabit ve keskin olmadığını akışkan, açık uçlu ve değişken olduğunu bu nedenle de dilin yapısalcı bir analizle çözümlenemeyeceğini öne sürerler.
韽 Post modernizm gibi post yapısalcılıkta aydınlanma düşüncesine karşı çıkar. Aydınlanmada ki bilgi, güç ve özgürlük ilişkisi anlayışı post yapısalcılıkta tersine çevrilir.
韽 Temsilcileri, Michel Foucault ve Jacgues Derrida’dır.

POSTMODERN ARAŞTIRMA
Ş Postmodernizm’e göre hiçbirşey kesin değildir, hiçbirşey belirlenebilecek kadar uzun süre kalmaz
Ş Bilimsel anlamda bilgi yoktur, rasyonel düşünce söz konusu olabilir ama irrasyonel düşünceden daha önemli ya da daha öncelikli değildir. Özellikleri;
a. İdeolojileri, örgütlü inanç sistemlerini ve sosyal teoriyi reddeder.
b. Sezgiye, hayal gücüne, deneyim ve duyguya güvenir.
c. Anlamsızlık ve kötümserlik merkezidir.
d. Özneldir, görececidir, parçalanmışlık, kaos ve karmaşıklılığı varsayar
e. Bulunduğumuz zaman ve mekanı esas alır, geçmişi reddeder.
f. Nedensellik ilişkilerinin kurulamayacağını savunur
g. Araştırmaların gerçekte neler olup bittiğini asla doğru birşekilde temsil edemeyeceğini varsayar.

ÜNİTE 4

NİCEL ARAŞTIRMA YÖNTEMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
v Sosyal bilimlerde araştırma süreci, araştırma probleminin oluşturulması ve araştırma yönteminin seçilmesiyle başlar Nicel araştırma, sosyal ve fiziksel dünyanın aynı yöntemle incelenebileceğini, bu nedenle sosyal olguların doğa bilimlerinde kullanılan yöntemle incelenmesi gerektiğini savunan pozitivist yaklaşıma dayanır. Nicelik, bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, çokluk, miktar anlamına; nicel ise nicelikle ilgili olan anlamına gelir. Nicel veriler, laboratuar ortamında yapılan deney ya da gözlemlerden ya da alan araştırmalarında yapılan gözlem, anket ya da yapılandırılmış görüşmelerden elde edilebilirler
Nicel araştırma yönteminin genel özellikleri
v Sosyal gerçeklik anlayışı Sosyal gerçeklik kültüre ve zamana bağlı olarak değişmez, evrenseldir ve insanların öznelliğinin dışında, ‘dışarıda bir yerde’ keşfedilmeyi beklemektedir.
v Sosyal araştırmanın amacı: hipotezleri sınayarak sosyal olgular arasındaki nedensellik ilişkilerini açıklamak, bulgularını genellemek, böylece sosyal yaşamı düzenleyen kültürden ve zamandan bağımsız sosyal kanunları ortaya koymak ve sosyal olgu ve olaylar hakkında tahminlerde bulunmayı mümkün kılmaktır.
v Araştırmacı nesneldir: Sosyal olgular en iyi dışarıdan incelenebilir. Bu nedenle araştırmacı sosyal olguları dışarıdan gözlemler, tarafsız ve nesneldir
v Çevresel koşullar kontrol edilmeye çalışılır: Olguların kontrollü bir ortamda incelenmesi sayesinde, hipotezde yer almayan değişkenlerin incelenen sonucu etkileme olasılığı azalacaktır. Deneysel ve yarı-deneysel çalışmalar bunun tipik örnekleridir.
v Tümdengelim ilkesi hakimdir: Tümdengelimde araştırmacı, bütüne ilişkin bilgisinden yola çıkarak henüz bilinmeyen parçalar hakkında çıkarımlarda bulunur. Tümevarımda ise araştırmacı önce parçaları inceler, parçalardan elde ettiği bilgiye dayanarak bütünü anlamaya çalışır. Tümdengelim ve tümevarım, akıl yürütmetme yöntemleridir. Tümdengelim, soyuttan somuta, genelden özele, bütünden parçaya doğru akıl yürütme, çıkarımlarda bulunma yöntemidir. Tümdengelim mantığını kullanarak üretilen hipotezlerin ampirik olarak sınanmasına hi- potetik-tümdengelim denir. Tümevarım ise, özelden genele, parçadan bütüne doğru akıl yürütme yöntemidir. Özetle, genel prensiplere dayanarak gözlemlerin açıklanmasına tümdengelim, gözlemlerden genel prensiplerin çıkarılmasına tümevarım denir.
v Yöntem ön plandadır Nicel yöntemde araştırma süreci esnek değildir; araştırmanın hipotezleri ve hangi veri toplama araçlarının kullanılacağı önceden belirlenir ve veri toplama aşamasından itibaren bir daha değiştirilmez.
v Evreni temsil edebilecek nitelikte gruplar üzerinde çalışır
v Verilerini istatistiksel yollarla sunar
v Bulguların doğruluğu: Ortaya konmaya çalışılan sosyal kanunlar evrensel olarak geçerli olmalı, bütün tarihsel bağlamlarda ve her kültürde geçerli olmalıdır. Bu nedenle nicel araştırmalarda bulguların doğruluğu, yapılacak başka araştırmalar tarafından tekrarlanması ile ölçülür. Nicel araştırmalarda yöntem, ilgilenilen konudan daha ön planda olduğu için, aynı standart veri toplama araçlarını (örneğin aynı soru kağıdını) benzer örneklemler üzerinde uygulayan farklı araştırmalar aynı sonucu bulmuyorlarsa ve araştırmada sorulan sorular veya uygulanan veri toplama teknikleri, ölçülmek istenen olguyu doğru bir şekilde ölçemiyorsa; araştırmanın bulguları ne kadar ilgi çekici olursa olsun, doğru kabul edilmez. Güvenirlik, bir ölçümün tekrar tekrar ya pılması sonucunda yine aynı sonuçların elde edilmesidir. Geçerlik ise bir ölçüm aracının ölçmeyi amaçladığı şeyi ölçmesidir.
Nicel Araştırma Teknikleri
v (Denetimli) Gözlem: Yapılandırılmış gözlem, standartlaştırılmış veri toplama araçları aracılığıyla yapılan, bilgi toplama yolunun denetim altında tutulduğu gözlem türüdür. Yapılandırılmış gözlemde kullanılan standartlaştırıl- mış veri toplama aracı, tam olarak neyin gözlemleneceğini, gözlemde nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve gözlemin nasıl kaydedilmesi gerektiğini açık olarak belirten gözlem çizelgeleridir.
v Survey: Sosyal bilim araştırmalarında en sık kullanılan araştırma desenlerinden biri olan surveyler, çeşitli ölçüm süreçlerini içinde barındıran çalışmalardır. Bir araştırmanın survey niteliğini kazanması için araştırma evrenini temsil edecek bir örnekleme sahip olması, standart bir veri toplama aracına (soru kağıdı, gözlem çizelgesi ya da görüşme yönergesine) sahip olması ve verilerin sistemli bir şekilde toplanması gerekir. Aynı değişkenler hakkında çok sayıda kaynaktan bilgi toplanmasını içeren surveylerde gözlem ve görüşme gibi çeşitli veri toplama teknikleri kullanılmakla birlikte, en sık başvurulan veri toplama tekniği ankettir sözcük anlamı itibariyle dikkatle göz gezdirmek, incelemek, yoklamak, teftiş etmek, haritasını çıkarmak ve yüzölçümünü ölçmek anlamına gelmektedir
v Anket: önceden hazırlanmış olan soruların cevaplayıcılara posta ile gönderilmesi, telefonla, internet üzerinden ya da yüz yüze sorulmasını kapsayan bir veri toplama tekniğidir Olgusal sorular, yaş, cinsiyet, doğum yeri, meslek, medeni hâl, gelir ve eğitim düzeyi gibi bireyin sosyal ve kişisel özelliklerini belirlemeye yönelik sorulardır. Anket ve yapılandırılmış görüşmelerde sorulacak soruların ve cevap kategorilerinin yazılı olduğu forma anket formu ya da soru kağıdı denir. Soru kağıdında bulunacak anket soruları kapalı uçlu ya da açık uçlu olabilir. Kapalı uçlu soru, ce- vaplayıcıya alternatif cevapların sunulduğu ve içlerinden bir ya da birkaçını seçmesinin istendiği sorulardırKapalı uçlu sorular, cevaplayıcının anketörden etkilenerek yanlış bilgiler vermesini engellemede açık uçlu sorulara göre daha etkilidir. Ayrıca kapalı uçlu sorularda cevap kategorilerinin önceden belirlenmiş olması, kodlama sırasında hata yapılması olasılığını azaltır. Ancak iyi oluşturulmamış cevap kategorileri, doğru bilginin edinilmesini engeller. Açık uçlu sorular ise daha sonra gruplandırılarak kodlanacağı için, kapalı uçlu sorulara oranla yoruma daha açıktır. Anket formlarında kapalı ve açık uçlu sorular bir arada kullanılabilir. Yüz yüze yapılan anketler, yapılandırılmış görüşme olarak adlandırılırlar aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi gerekir
Ş Sorularda kullanılan dilin basit olması gerekir
Ş Soruların mümkün olduğunca kısa, açık ve net olması gerekir
Ş Her bir soruda ölçmek istediğimiz sadece bir öğe yer almalıdır
Ş Sorular objektif bir şekilde sorulmalı, cevaplayıcılar yönlendirilmemelidir
Ş Cevaplayıcılar, sosyal statüleri hakkındaki sorulara gerçek dışı yanıtlar vererek saygınlıklarını ve sosyal beğenilirliklerini artırmak isteyebilirler. Araştırmacının verilerini örneklemdeki kişileri doğal çevrelerinde gözlemleyerek ya da onlarla doğal ortamları içinde görüşerek topladığı araştırmalara genel olarak alan araştırması (saha çalışması) adı verilir
Ş Cevaplayıcı, soruyu cevaplamak için yeterli bilgiye sahip olduğu ve soruyu anladığı hâlde cevap vermek istemiyorsa zorlanmamalı, sorular hazırlanırken cevap kategorilerine bilmiyorum, fikrim yok gibi kategoriler mutlaka eklenmelidir.
Ş Araştırmacı, cevaplayanın verdiği cevaplar kadar, jest ve mimiklerinin, vücut dilinin, kullandığı sembollerin, yani sözel olmayan ifadelerinin de farkında olmalı, gerekirse soruları tekrarlamalı ya da açıklamalıdır.
v Yapılandırılmış Görüşme: Yapılandırılmış görüşme, araştırmacının standart bir görüşme formunu izleyerek görüşmecilere önceden belirlenmiş soruları yüz yüze sorduğu görüşme türüdür. Başka bir deyişle yapılandırılmış görüşme, soru kâğıdının yüz yüze uygulanmasıdır ve survey çalışmalarında yaygın olarak kullanılır. Özellikle açık uçlu soruların fazla olduğu soru kâğıtlarında cevaplama oranının artmasını sağlayan bir tekniktir.
v Deney: Deney, önceden belirlenen hipotezlerin sınanması amacıyla, değişkenler arasındaki ilişkilerin kontrollü bir ortamda incelenmesidir. Neden-sonuç ilişkisini göstermek için deney, denek belirli bir bağımsız değişkene tabi tutulduğunda belirli bir olgunun ortaya çıktığını ve denek bu bağımsız değişkene tabi tutulmadığı takdirde bu olgunun ortaya çıkmadığını göstermelidir. Deneyde, özellikleri birbirine denk olan iki gruptan biri bağımsız değişkene tabi tutulmaz (kontrol grubu), diğer grup ise bağımsız değişkene tabi tutulur (deney grubu). Deney sürecinde bağımsız değişken dışındaki etkilerin her iki grupta da aynı düzeyde olması sağlanır. Daha sonra deney grubuyla kontrol grubu karşılaştırılır ve deney grubunun davranışlarında meydana gelen farklılıklar incelenerek bağımsız değişkenin neden olduğu sonuçlar ortaya konmaya çalışılır
v Yarı-Deney: Deneylerin laboratuvar ortamında yapılmadığı, dış faktörlerin tamamen kontrol edilmediği, ama hipotez sınamayı amaçlayan, geçerliği değerlendirilen ve genelleme amacı taşıyan çalışmalar j/an deney (quasi-experimentation) ya da yarı deneysel çalışmalar olarak adlandırılmaktadır. Yarı-deneylerde, deneyde olduğu gibi kontrollü bir ortamda kontrol grubu oluşturulmaz. Bunun yerine laboratuvar ortamı dışında deney grubuna benzer özellikler gösteren bir grup bulunur ve karşılaştırma bu grupla deney grubu arasında yapılır

NİTEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
Ø Nitel araştırma, yorumlayıcı yaklaşıma dayanır. Nitel araştırma, yapılandırılmamış gözlem, yapılandırılmamış görüşme ve doküman inceleme gibi nitel veri toplama tekniklerinin kullanıldığı, olgu ve olayların kendi doğal ortamları içinde gerçekçi ve bütüncül bir şekilde ortaya konmasına yönelik nitel bir sürecin izlendiği araştırmadır Nitel araştırma yöntemi ise, insanların sosyal dünyayı nasıl anladığını, deneyimlediğini, yorumladığını ve ürettiğini anlamayı amaçlayan nitel araştırmalarda izlenen tutum ve stratejileri kapsayan bir kavramdır
Nitel araştırma yönteminin genel özellikleri
Ş Sosyal gerçeklik anlayışı: sosyal gerçeklik genellenemez ve tahmin edilemezSosyal araştırmanın amacı
Ş Sosyal araştırmanın amacı, insanların bakış açılarını ve doğal ortamlarında anlamı ve sosyal gerçekliği nasıl inşa ettiklerini anlamak, sosyal olguları derinlemesine ve ayrıntılı bir şekilde betimlemek ve sosyal olgu ve olayları ve aralarındaki karmaşık ilişkiyi kendi bağlamı içinde yorumlamaktır Nitel araştırmanın dayandığı yorumlayıcı yaklaşım içerisinde birey terimi yerine sosyal aktör ya da özne terimi tercih edilir. Sosyal eylemde bulunan, bilinçleri ve diğer insan ve gruplarla kurdukları etkileşim aracılığıyla sosyal dünyayı inşa eden ve değiştiren birey ya da gruplar sosyal aktörler olarak adlandırılır. Nitel araştırmalar, ele alınan olgunun karmaşıklığını ve bütünlüğünü gösterme, sosyal aktörlerin eylemlerinin arkasındaki nedenleri anlama ve yorumlama amacını taşır.
Ş Araştırmacı katılımcı ve özneldir
Ş Araştırma doğal ortamda yürütülür: Nitel araştırmalarda, incelenen sürece müdahale edilmez, çevresel koşullar kontrol altında tutulmaya çalışılmaz, çünkü sosyal olgular, içinde var oldukları ortama göre biçimlenirler Nicel araştırmalar, toplanacak verilerle sınanmak üzere hipotez geliştirilmesi ile başlarken, nitel araştırmalar toplanmış olan verilere dayanılarak hipotez geliştirilmesiyle son bulur.
Ş Tümevarım ilkesi bakimdir
Ş Çalışılan durum ân plandadır
Ş İstisnalarla ilgilenir ve nispeten küçük örnekletti gruplarıyla çalışır:
Ş Verileri zenginliği içinde sunar
Ş Bulguların doğruluğu: Yapılan yorum ya da geliştirilen teori, çalışılan kişilere anlamlı geliyorsa ve diğer kişilerin de onların gerçekliğine girmesini ya da onları derin bir şekilde anlamasını sağlayabiliyorsa doğru kabul edilir
· İncelenen sosyal olgu ya da olayla ilgili olarak “kim, ne, nerede, ne kadar” gibi sorulara yanıt arayan nicel araştırmaların aksine nitel araştırmalar genellikle “neden” ve “nasıl” gibi sorulara yanıt ararlar.
Veri toplamak için kullanan araçlar, pozitivist ve yorumlayıcı yaklaşımlar tarafından farklı şekilde algılanır ve kullanılır. Pozitivist yaklaşım, doğa bilimlerinin yöntemini kullandığı için, veri toplarken kullanılan araçların (geçerli olmaları şartıyla) verilerin özelliklerini değiştirmediği varsayılır
· Nicel araştırmalarda sosyal bilimcilerin veri toplama sürecinde kullandığı soru kağıdı, gözlem çizelgesi, görüşme yönergesi gibi araçlar “teknik” olarak adlandırılır. Diğer taraftan Yorumlayıcı yaklaşıma göre, sosyal gerçeklik dışarıdan bakılarak nesnel olarak anlaşılamayacağı, ancak kendi bağlamı içinden bakıldığı takdirde anlaşılabileceği için, veri toplama yolu, incelenen olguyla ilişkili kişileri kendi sosyal ortamları içinde ve bu ortama katılarak gözlemlemek ve onlarla etkileşime girmektir. Yani, veri toplama aracı, araştırmacının kendisidir. Bu nedenle de örneğin nicel araştırmalarda bir teknik olarak ele alınan görüşme ya da gözlem, nitel araştırmada bir yöntem hâlini alır. Çünkü görüşmenin ya da gözlemin kendisi, içeriden bakış sürecidir; incelenen sosyal olguyu anlamanın yolu, araştırmanın yöntemidir; başka bir deyişle görüşme ya da gözlem, bir teknik olmakla sınırlı kalmamakta, yöntemsel bir duruşu da ifade etmektedir. Bu nedenle nicel araştırmalarda “teknik” olarak kullanılan görüşme, gözlem gibi araçlar, nitel araştırmalarla ilgili literatürde sıklıkla “yöntem” olarak sınıflandırılmaktadır.
v Derinlemesine Görüşme: Derinlemesine görüşme, araştırma problemine ilişkin yüzeysel bilgilerden çok, kişilerin düşünce, görüş ve deneyimleriyle ilgili bilgi toplanmak istendiğinde kullanılan bir görüşme tekniğidir. Derinlemesine görüşmelerde az sayıda insanla görüşülerek çok detaylı bilgi elde edilmeye çalışılır. Araştırmacının amacı, görüşülen kişi ne söylemek istiyorsa bunu söyleyebileceği rahat bir ortam sağlamaktır Derinlemesine görüşme, ‘yapılandırılmamış görüşme’ ya da ‘etnografik görüşme’ olarak da adlandırılırGörüşme yaparken araştırmacının konuşmaktan çok dinlemesi, görüşülen kişiyi yönlendirecek konuşma ya da hareketlerden kaçınması, görüşülen kişinin statüsüne benzer giyinerek kendisini rahat hissetmesini sağlaması, görüşülen kişiye karşı nazik olması, sorularını açık, net ve kısa cümlelerle sorması ve görüşülen kişinin söylediği her şeyi, tam olarak söylenen haliyle kaydetmesi/yazması gerekir
v Odak Grup Görüşmesi: Belirli kriterlere göre seçilerek, önceden belirlenmiş bir konuyu tartışmak üzere bir araya gelmiş olan yaklaşık 6-12 kişilik bir grup insanla, nitel araştırma yöntemleri ile yapılan görüşmeye odak grup görüşmesi denir. bir konuya ilişkin farklı grupların bakış açıları ya da insanların belirli bir konu hakkındaki düşünce ve duygularının nasıl çeşitlilik gösterdiği incelenmek isteniyorsa odak grup görüşmesi uygun bir tekniktir. Odak grup homojen bir gruptur, gruba dahil olan kişiler, araştırmacı açısından önem taşıyan bir şekilde birbirleriyle bazı açılardan benzerlik gösterirler.
v Yapılandırılmamış (Denetimsiz) Gözlem: Nitel araştırmalarda gözlem, sosyal olguları çevreleyen koşulları ve bireylerin davranışlarını incelemeyi sağladığı, çeşitli davranışların doğal oluş hâlini gösterdiği ve elde edilen verilerin hangi bağlamda değerlendirilmesi ve yorumlanması gerektiği konusunda araştırmacıya önemli ipuçları sunduğu için son derece faydalı bir tekniktir Yapılandırılmamış gözlem, gözlem çizelgesi gibi standart bir veri toplama aracının kullanılmadığı gözlemdir. Yapılandırılmamış gözlem, katılımcı ve katılımsız olmak üzere ikiye ayrılır.
v Katılımcı Gözlem: Katılımcı gözlemde araştırmacı, çalıştığı konuyla ilgili kültürün içine girmeye, bu kültürün bir parçası olmaya çalışır ve gözlem çizelgesi yaptığını anlamak açısından standart bir gözlem aracı kullanmaz. Katılımcı gözlemin amacı, incelenen kültürü mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde tanımlayacak bilgiyi edinmek ve bu uygulanmaya uygun kültürün dilini, gelenek ve göreneklerini, değerlerini, yazılı ve yazısız normlarını etraflıca betimlemektir.Bu nedenle katılımcı gözlem, belirli bir kültürü, o kültürün içinden bakarak tanımlamayı amaçlayan etnografya çalışmaları ile özdeş görülür Katılımcı gözlem, incelenen duruma eşlik eden düşünceleri ve duyguları paylaşarak içten bir şekilde kavramayı, böylece gözlem konusu olan olayın içyapısına sızarak bir anlayış derinliğine ulaşmayı amaçlar. Katılımcı gözlemde araştırmacıların incelenen gruba katılımı her zaman eşit düzeyde olmayabilir, bazı araştırmalarda araştırmacılar grupla tamamen bütünleşirken, bazı durumlarda araştırmacının gruba katılımı daha sınırlı olabilir.
v Katılımsız Gözlem: Katılımsız gözlem, standart bir veri toplama aracının kullanılmadığı, ancak araştırmacının katılımcı gözlemdeki gibi gözlemlediği grubun bir üyesi hâline gelmediği, araştırmacı kişiliğini koruduğu ve gözlem konusunu dışarıdan gözlemlediği gözlem tekniğidir. Böylece gözlemde nispeten nesnellik sağlanmış olur. Ancak araştırmacının gözlemlediği duruma hiç katılmadan gözlem yapması oldukça zordur
v Yarı-Yapılandırılmış Gözlem: Yarı-yapılandırılmış gözlem, genellikle bir veri toplama aracı kullanılan, yapılandırılmamış çalışmalarda elde edilen verilerin doğal ortamda sınanmasına yönelik gözlemlerdir Bu tip çalışmalarda gözlemci, doğal ortamı gözlemleyecek ve önceki çalışmalarda ortaya çıkan davranışların işlemesi, yani tekrar görülmesi durumunda bu davranışları veri toplama aracına işleyecektir.
v Yaşam Öyküsü: Sosyal bilimlerde biyografik veriler, uzun veya kısa, genel veya belirli bir konuya odaklanan, yüzeysel ya da derinlemesine gibi çeşitli biçimlerde bulunabilir. Bu biçimler, sahip oldukları özellikler doğrultusunda yaşam öyküsü, yaşam tarihi, yaşam anlatısı, otobiyografi, sözlü tarih gibi çeşitli terimlerle ifade edilirler. Yaşam öyküsü, yaşam tarihi ve sözlü tarih arasındaki fark, kapsamları ve vurguladıkları kısımlardır. Yaşam tarihi ya da sözlü tarih bir insanın yaşamında belirli bir olaya odaklanırken (çalışma yaşamı gibi), yaşam öyküsü bireyin yaşamının bütüncül ve güncel haline odaklanır.Yaşam öyküsü çalışması, bir araştırma probleminin taşıyıcısı olan bireylerin bir birim olarak ele alınması ve yaşam süreçlerinin ince ayrıntılarına inilerek ilgilenilen olgu ya da olayın somut bir içerik ve bir örnek olay üzerinde araştırılmasıdır
v Örnek Olay İncelemesi (Vaka Çalışması):Örnek olay, bir sosyal olgunun kendi bağlamı içinde, çeşitli veri toplama teknikleriyle bilgi toplanarak ampirik olarak incelenmesidir (Robson, 2000:51-52). Başka bir şekilde tanımlayacak olursak, örnek olay çalışması, sosyal olgu ya da olayın bütüncül olarak anlaşılabilmesini sağlamak amacıyla olay ya da olguyla ilişkili bütün değişkenlerin karşılıklı etkileşiminin incelendiği bir araştırma desenidir
v Doküman İncelemesi: Araştırma konusu hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin çözümlenmesini içeren doküman incelemesi, gözlem veya görüşmenin mümkün olmadığı araştırmalarda tek başına veri toplamak amacıyla, diğer veri toplama yöntemleriyle birlikte kullanıldığında ise verilerin çeşitlendirilmesini sağlamak ve araştırmanın geçerliğini artırmak amacıyla kullanılan bir tekniktir .Yazılı dokümanların incelenmesinde en sık kullanılan teknikler içerik analizi ve eleştirel söylem analizidir. Bununla birlikte, bu yöntemler sadece yazıh dokümanların incelenmesinde değil, görüşme, film, görüntü ve benzeri materyalin içeriğinin çözümlenmesinde de kullanılır. Yazılı dokümanların içerik analizinde, metinlerde belirli sözcüklerin kaç kez tekrarlandığının sayılması, gazetelerde sütunlara ya da haberlere ayrılan alanın kaç santimetrekare olduğunun ölçülmesi, radyo ve televizyonda araştırılan konuya kaç dakika/saat ayrıldığının hesaplanması gibi nicel veri toplama teknikleri kullanılır. Araştırmacılar bu verilere dayanarak iletişimin (metin, görüntü vs.) ve iletişimde bulunanların (örneğin yazarlar) özellikleri hakkında çıkarsamalar yapabilirler.
v Teori Kurma (‘Grounded’ Teori): Gömülü Teori olarak da bilinen Teori Kurma yöntemi, sosyal araştırmaları önceden belirlenmiş teoriler üzerinde temellen- dirme baskısına karşı bir tepki olarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Teori geliştirmeye yönelik olan bu yöntemde veriler, nitel veri toplama teknikleriyle toplanırken bir yandan da çözümlemeler yapılarak elde edilen verilere uygun bir teorik açıklama getirilmeye çalışılır

NİCEL VE NİTEL YÖNTEMİN GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ
Ş İnsan davranışını, bu davranışı oluşturan sosyal ve kültürel bağlamdan soyutlaması, davranışların anlamını kavramayı mümkün kılacak zengin veriler sağlayamaması,
Ş Neredeyse her konuyu ölçme ve sayısallaştırma eğilimi nedeniyle insan yaşamını sayılara ve soyut formüllere indirgemesi, bunun sonucunda elde ettiği bilgilerin gerçek hayatla ilgisinin kopmasına neden olması,
Ş Teori ve hipotezde yer verilmemiş olan değişkenlerin etkisini göz ardı etmesi,
Ş Sosyal aktörlerin dışında var olan yapılara fazla odaklanarak sosyal olgularda aktörlerin etkileşimi sonucunda meydana gelen değişimleri görememesi,
Ş Sayısal verilerin istatistiksel çözümlemesinin sonuçların yönlendirilmesine, yanlış ya da eksik yorumlamaya izin vermesi,
Ş Ölçüm aracı standart olsa bile, konu seçiminde ve bulguların yorumlanmasında araştırmacının değer yargılarından arınması ve tamamen nesnel olması mümkün olmadığı hâlde nesnelliği bir şart olarak görmesi açılarından eleştirilmiştir.
Ş Nitel yöntemin en güçlü yönü, insan davranışını ve sosyal yaşamdaki değişim sürecini kendi bağlamı içinde ve bütüncül olarak anlamamızı sağlayacak zengin ve detaylı veriler sağlamasıdır.
Ş Nitel yöntem Fazla öznel ve göreceli olması nedeniyle sonuçların araştırmayı yürüten araştırmacıya bağlı olarak değişebilmesi
Ş Sosyal olay ve olguları açıklamada sosyal aktörlerin düşünsel süreçlerine ağırlık vererek resmin daha geniş hâlini, yani sosyal olguları etkileyen ama sosyal aktörlerin bilgileri dışında işleyen süreçleri göz ardı etmesi,
Ş Veri toplama ve çözümleme süreçlerinin çok fazla emek ve zaman gerektirmesi,
Ş Elde edilen verilerin genellenememesi açılarından eleştirilmiştir.

YÖNTEMSEL ÇOĞULCULUK
Bazı sosyal bilimciler, iki yöntemin de tek başına bütünüyle Nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin iki farklı görüş vardır.
v Bu görüşlerden ilki, nicel ve nitel araştırmaların farklı teorik bakış açılarına dayandıklarını, sosyal gerçekliğin incelenmesinin zıt yolları olduklarını vurgular. Bu görüşe göre teorik bakış açısı, değer ve varsayımlar iç içe geçmiş durumdadırlar, birbirlerinden ayrılmaları mümkün değildir; bu nedenle de nicel ve nitel araştırma yöntemleri veri toplama tekniği düzeyine indirgenemez, bütünleştirilemez ve birlikte kullanılamaz.
v İkinci görüş ise nicel ve nitel yöntemin sadece sosyal araştırmaların yürütülmesinin farklı araştırma problemlerine uygun olan farklı yolları olduğunu vurgular, her iki yöntemle ilişkilendirilen veri toplama tekniklerinin güçlü yönleri üzerinde durur ve bu tekniklerin kaynaştırılabilecek nitelikte olduklarını ileri sürer. Bu görüşe göre nicel ya da nitel araştırma yöntemlerinden birini seçmek ya da melez bir yöntem benimsemek, teorik bakış açılarından ve değerlerden çok teknik konularla ilgilidir Her iki yöntemden de faydalanma, yöntemsel çoğulculuk, nirengi ya da üçgenleme olarak adlandırılmaktadır. İki yöntemi bir arada kullanmanın çeşitli yolları vardır:
Ş Nicel veriler nitel çalışmalarla elde edilmiş verilerin, nitel veriler de nicel çalışmalarla elde edilmiş verilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla kullanılabilirler.
Ş Nitel yöntem, daha sonra nicel yöntemle sınanmak üzere hipotez geliştirilmesi amacıyla kullanılabilir.
Ş Nicel yöntemle yapılmış çalışmalar, nitel yöntemle yapılacak çalışmalarda kimlerin incelenmesi gerektiğinin belirlenmesinde faydalı olabilir.
Ş Nitel yöntem, nicel araştırmalar sonucunda birbirleriyle istatistiksel olarak ilişkili oldukları ortaya çıkan bazı değişkenlerin neden ilişkili olduğunu göstermek amacıyla kullanılabilir.
Ş Çalışılan sosyal grup hakkında daha bütüncül bir görüşe sahip olabilmek için nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılabilir; araştırma konusunun genel özellikleri için nicel, özgül özellikleri için nitel yöntem kullanılabilir.
Ş Birincil veri kaynakları, anket, görüşme ve gözlem sonuçları gibi, araştırmacının kendisinin topladığı, konusuna en yakın olan, örneğin bir olayı yaşamış ya da tanık olmuş kişilerden elde edilen verilerdir. İkincil veri kaynakları ise, önceden yapılmış araştırmaların raporları, resmi istatistikler ya da kitaplar gibi, araştırmacının kendisinin toplamadığı, birincil veri kaynaklarındaki bilgilerin yorumlanması ve aktarılmasıyla oluşan verilerdir.

ÜNİTE 5

ARAŞTIRMA KONUSUNUN SEÇİLMESİ

1)Araştırma konusu seçilirken uygulanabilirlik ve genişlik önemlidir.

2)Araştırma konusu araştırmacının kişisel deneyimlerinden,daha önce yapılmış çalışmalarından,kitle iletişim araçlarından,teorilerden,inançlardan,değerlerden etkilenerek seçilir

ARAŞTIRMA KONULARI: ( özgün ve net olmalıdır)

1)Özel sektörde kadın istihdamı

2)İtihdam koşullarının iş tatmini üzerindeki etkisi

3)Gençler arasında madde bağımlılığı

4)Aile içi şiddetin madde bağımlılığı üzerindeki etkileri

ARAŞTIRMA KONUSUNUN DARALTILMASI VE ARAŞTIRMA PROBLEMİNİN OLUŞTURULMASI

1)Araştırma konusu:Neyle ilgili bilgi toplamak istiyorum

2)Araştırma problemi:Bu konuyla ilgili neyi öğrenmek istiyorum

Araştırma problemi;anlamlı,gnellenebilir,orjinal,güncel olması gerekir.

1)Olgusal sorular

2)Karşılaştırmalı sorular

3)Gelişimsel sorular

4)Teorik sorular

Araştırma konuları;cinsiyet,mekana,yaşa,zamana,toplumsal tabakalara dayanır.

LİTERATÜR TARAMASI

Belirli bir konuda önceden yapılmış çalışmalarda elde edilmiş bilgilerin incelenmesi,önemli noktaların gözden geçirilmesi ve özetlenmesidir.

VARSAYIM (SAYILTI)

Doğru olduğu kabul edilen yargı ve genellemelerdir.Hipotezden ayıran özellik sınanmak üzere oluşturulmamş olmasıdır.

ÖNERME

İki ya da daha çok kavram arasındaki ilişki hakkında yargı bildiren bir cümledir.Hipotezden ayıran özellik soyut kavramlar arasındaki ilişkiler hakkında ve teorik düzeyde olmasıdır.

Önermelerde kavramlar arası ilişkiler;azalır,artar,olumlu ilişki içindedir,olumsuz ilişki içindedir

KAVRAM

insanların dünyayı anlamak ve diğer insanlarla iletişim kurmak amacıyla kullanıkları zihinsel soyutlamalardır.Kavramlar hayal gücü aracılığıyla,deneyimlerden yola çıkarak geliştirilebilir.

Kavramları kullanırken dikkat edilecek 2 nokta;

1)Uzlaşma sağlanmalı

2)Gereksiz yere yeni kavramların pekiştirilmesinden kaçınılması gerekir.

İŞLEMSELLEŞTİRME

Kavramların ölçülebilir değişkenler haline getirilmesi sürecine denir.Başka bir deyişle işlemselleştirme,karamların gözlemlenebilir sosyal etkinlikler şeklinde tercüme edilmesidir.

DEĞİŞKEN

Varlıklara göre farklı değerler alabilen özellik ya da durumlardır.Başka bir deyişle değişken,davranışların herhangi bir görünüşü ya da değişebilen bir koşul ve özelliktir.

Değişkenler;yaş,kilo,boy,gelir gibi nicel ya da;cinsiyet,medeni durum,eğitim durumu,tutum gibi nitel özelliğe sahip olabilirler.

HİPOTEZ (DENENCE)

Doğrulanabilecek ya da yanlışlanabilecek ifadedir.

Hipotezlerin Özellikleri:

1)sınanabilirdir

2)Kapsamı sınırlıdır

3)Araştırma probleminin doğasına,büyüklüğüne,yoğunluğuna ilişkin yterli bilgi elde edildikten sonra kurulmalıdır.

4)Doğrulanmış genelleme ve kuramlarla çelişmemelidir

5)Gözlenebilir veriler üzerinde kurulmalı,kavramlar arasındaki değil,değişkenler arasındaki ilişkilere ilişkin olmalıdır.

6)Doğru terimlerle ve kısa olarak ifade edilmelidir.

2 TÜR İLİŞKİ VARDIR;

1)Karşılıklı değişken ilişki:İki yada daha çok değişkenin belirli yönde birlikte değişmesi anlamına gelir.örneğin;kadınların iş gücüne katılım düzeyi arttıkça,ev içi ilişkilerde söz sahibi olma düzeyide artar.hipotezi her iki değişkendede ayn anda bir değişiklik olduğunu ifade eder

2)Nedensel ilişki:Kadınların iş gücüne katılım oranının artması,ev içi ilişkilerde söz sahibi olma düzeylerinin artmasına neden olur.Bir değişkende elirli bir yönde meydana gelen bir değişikliğin,diğer değişkende de belirli bir yönde değişiklik meydana gelmesine neden olduğu ilişkilerdir.

X Bağımsız değişken:Nedensel ilişkilerde neden olan değişkene denir.

Y Bağımlı değişken:Nedensel ilişkilerde sonuç olan değişkene denir.

Z Aracı değişen:Bağımlı ve bğımsız değişkenin ilişkisinin kurulmasını sağlar.

her iki yönde değişim oluyosa olumlu artar-artar veya azalır-azalır

farklı yönde değişim oluyosa olumsuz artar-azalır veya azalır-artar

ARAŞTIRMANIN KAPSAMININ VE SINIRLILIKLARININ BELİRLENMESİ

Araştırma kapsamı:Bir araştırmanın neyi ölçmek ya da incelemek istediği,araştırmanın kapsamını oluşturur.

Araştırmanın sınırlılığı:Veri toplama ve çözümlemede kullanlan yöntem.

sınırlamada ilk adım;probleminden sadece birini seçmektir.

Araştımanın sınırlandırılmasının önemi:Araştırmanın yürütülebilmesi ve tamamlanması açısından önemlidir.

ARAŞTIRMANIN AMAÇLARININ İFADE EDİLMESİ

1)Teorik amaç:Sosyal araştırmacılar,sosyal yaşam ve ilişkilerdeki düzenlilikleri ortaya koymak ya da bir sosyal olguyu derinlemesine incelemek amacını taşırlar.buna teorik amaç denir.

2)Pragmatik amaç:Sosyal araştırmalar ayrıca çeşitli toplumsal sorunların değerlendirilmesi ya da çözülmesi amacına yönelik olarak da yürütülürler.buna pragmatik amaç denir.

Bir araştırma 3 amaca yönelik olabilir:

1)keşfetme 2)betimleme 3)açıklama

Araştırmanın amaçlarını belirlerken dikkat edilecek noktalar:Araştırma tipinin ve yönteminin ne olduğu ve araştırmanın kapsamının sınırlandırılmış olmasına dikkat edilmelidir.

ÜNİTE 06
ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİNİN SEÇİMİ

ARAŞTIRMA TİPLERİNİN SINIFLANDIRILMASI :

Amaçlarına göre araştırmalar :
-Keşfedici araştırmalar
-Betimleyici araştırmalar
-Açıklayıcı araştırmalar

Odaklandıları zamana göre araştırmalar
-kesitsel araştırmalar
-boylamsal araştırmalar

Kullanım amacına yönelik olarak araştırmalar
-teorik amaca yönelik araştırmalar : sosyal yaşam ve ilişkilerdeki düzenlilikleri ortaya koymayı yada bir sosyal olguyu derinlemesine incelemeyi amaçlarlar.
-pragmatik (faydacı) amaca yönelik araştırmalar : çeşitli toplumsal sorunların değerlendirilmesi,çözülmesi yada çözğlmesine katkıda bulunulması amacına yönelik olarak yürütülürler.
Türkiye istatistik kurumunun yaşam memmuniyeti araştırması pragmatik amaca yönelik araştırmalara örnek verilebilir.

AMAÇLARINA GÖRE ARAŞTIRMA TİPLERİ

KEŞFEDİCİ ARAŞTIRMALAR : araştırmacının fazla bilgi sahibi olmadığı konuları incelediği yada araştırma konusunun görece yeni olduğu durumlarda yapılan araştırmalardır.

-Hipotez geliştirme,hipotez sınama yada bir konuyu derinlemesine bir şekilde anlama amacına yönelik değildirler.
-Keşfedici araştırmalar problemin net olarak tanımlandığı durumlarda araştırmacıya yardımcı olur
-Keşfedici araştırmalar bir hipotezle başlamadıkları ve evreni temsil eden bir örnekleme sahip olamayacakları için nicel yöntemle yürütülmeye uygun değildirler
-araştırmacıya konuyla ilgili ön bilgi sağlar, yüzeysel bilgi toplamaya yöneliktir.

3 durumda keşfedici araştırmalar tercih edilir :
1- incelenmek istenen grup süreç etkinlik yada durum hakkında şimdiye dek hiç sistematik ampirik bir inceleme yapılmamış yada çok az sayıda çalışma yapılmışsa
2-ilgilenilen konu esnek bir şekilde betimlenerek incelenmemiş,bu konu hakkında sadece sıkı kontrol altında tahmine yönelik araştırmalar yapılmışsa
3-hakkında bilgi sahibi olunan bir konu,bu bilgileri geçersiz kılacak denli değişim geçirdiyse

Keşfedici araştırmaların 3 amacı vardır
1-araştırmacının konuyla ilgili merakını gidermek ve ön bilgi sağlamak
2-konuyla ilgili daha kapsamlı bir araştırmanın yapılıp yapılmayacağını sınamak
3-sonraki araştırmalarda kullanılabilecek veri toplama araçları geliştirmek

*keşfedici araştırmaların temel sınırlılığı : örneklemleri araştırma evrenini temsil etmediği için araştırma problemlerine ilişkin tatmin edici cevapların ancak nadiren elde edilebilmesidir.

KEŞFEDİCİ ARAŞTIRMALARDA YÖNTEM :
Nitel yöntem kullanılır.
Keşfedici araştırmalar : literatür taraması, uzmanlara danışma ve vaka keşfi tekniklerini içerir
Literatür araştırması : herhangi bir araştırma konusuyla ilgili bilgi elde etmenin ilk aşaması
Uzmanlara danışma tekniği : araştırmacının konuyla ilgili birinci elden bilgi alabileceği uzman kişilere danışmasıdır. Bu uzmanların bilim adamı olması gerekmez ama konu hakkında birinci dereceden bilgi sahibi olmaları gerekir
Vaka keşfi tekniği : çalışılan konulara dahil olan bireylerin detaylı bir şekilde incelenmesini içerir.

BETİMLEYİCİ ARAŞTIRMALAR :
İlgi duyulan konu yada etkinliklerin bir betimlemesini,tasvirini elde etmeyi amaçlayan araştırmalardır.
Keşfedici araştırmalar gibi betimleyici araştırmalarda : araştırma konusuyla ilişkili olarak : kim, ne ve neden gibi çeşitli sorulara cevap arar.
Betimleyici araştırmalar, keşfedici araştırmalardan daha sistematik ve daha yapısaldır.
Araştırılan konu yada grup Doğal gözlenir, betimlenir.
Betimleyici araştırmalar bir durumu saptamaya çalışan araştırmalardır : istanbulda en çok şikayet edilen kent sorunları nelerdir ? gibi…
Betimleyici araştırmalar olgular arasında neden sonuç ilişkisi aramazlar, ancak bazı temel istatistikler kullanılabilir. Frekans dağılımı,ortalama değerler gibi çeşitli istatistikler aracılığıyla incelenen örneklemin genel özellikleri ortaya konmaya çalışılır.

Bir grup işçinin işe devamsızlık oranını ortaya koymaya çalışan yada işten çıkarılan işçilerin duygularını betimlemeye çalışan bir araştırma betimleyici bir araştırmadır.

BETİMLEYİCİ ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ :

Nitel yöntemle yürütülür.
Araştırmalar hem betimleme hemde açıklama amacı taşıyabilirler
Araştırma problemine bağlı olarak nicel yada nitel veri toplama teknikleri kullanılabilir
Betimleyici araştırmanın bir türüde karşılaştırmalı araştırmalardır.

Karşılaştırmalı araştırmalar : sosyal bilimlerde farklı ülkelerin yada kültürlerin belirli özellikler açısından karşılaştırılmasını amaçlayan araştırmalara verilen genel addır. Nicel yöntemde nitel yöntemde kullanılabilir. Örnek olay incelemeleri gibi teknikler kullanarak birincil veriler toplanabileceği gibi, doküman incelemeleri yada mevcut istatistiklerin analizi gibi ikincil veriler de analiz edilebilir.

Karşılaştırmalı tarihsel araştırmalar : sistematik karşılaştırma yolu ile devrimler,politik rejimler ve politikalar gibi geniş çaplı sonuçları olan olguların zaman içindeki gelişimlerini analiz eden araştırmalardır.
Amacı : geçmişte meydana gelen olay yada sorunları inceleyerek güncel olayları yorumlamak yada güncel sorulara cevap aramaktır.

HİPOTEZ GELİŞTİRMEYE YÖNELİK ARAŞTIRMALAR
Betimleyici araştırmanın özelliklerini taşırlar ancak buna ek olarak daha yapısallaştırılmış araştırmalardır. Daha az değişken içerirler ve ölçümleri daha titizdir.
Araştırmacının muhtemel ilişkiler hakkında bir fikri vardır.
Araştırmacı : literatür taraması,uzmanlarla yaptığı görüşmeler gibi kaynaklardan elde ettiği bilgilere dayanarak önemli değişkenleri belirler. Bağımlı-bağımsız değişkenlerin çeşitli kombinasyonlarını inceler ve ampirik olarak uygun olan bir yada birkaçını seçer.
Hipotez geliştirmeye yönelik araştırmalarda en sık kullanılan yöntem : GÖMÜLÜ TEORİ yöntemidir. : araştırmaya belirli bir teorik çerçeveyle değil,veri toplayarak başlanması ve bu veriler kullanılarak bir teori geliştirilmesidir. Araştırmacı sınayacağı bir hipotezle yola çıkmaz. Elde ettiği bilgilere dayanarak hipotezleri geliştirir ve teorisini inşa eder.

Hipotez geliştirmeye yönelik araştırmalar ; amaçları gereği, nitel yöntemin bütün özelliklerini taşıyan ve doküman incelemesi, yaşam öyküsü, katılımcı gözlem, derinlemesine görüşme gibi nitel veri toplama tekniklerini kullanan araştırmalardır.

AÇIKLAYICI (HİPOTEZ SINAMAYA YÖNELİK ) ARAŞTIRMALAR
Açıklayıcı araştırmalar : olgular arasındaki neden sonuç ilişkilerini ortaya koymaya çalışan ve nicel yöntemle yürütülen araştırmalardır.
Hipotez : iki yada daha fazla değişken arasındaki ilişki hakkında,sınanmak üzere oluşturulmuş olan bir ifadedir.

Açıklayıcı araştırmalarda yöntem :
Nicel yöntemin bütün özelliklerini taşıyan ve nicel veri toplama araçlarını kullanan araştırmalardır.
Araştırma hipotezlerle başlar,veriler nicel veri toplama teknikleri (deney,yarı deney,denetimli gözlem,yapılandırılmış görüşme) ile toplanır. Bulgular istatstiksel yollarla sunulur ve araştırma evrenine genellenir.

ZAMANA GÖRE ARAŞTIRMA TİPLERİ
Araştırmalar odaklandıkları zaman açısından kesitsel ve boylamsal araştırmalar şeklinde 2ye ayrılır.
KESİTSEL ARAŞTIRMALAR :
Bir olgunun yada örneklemin belirli bir zamandaki halini gözlemlemeyi içeren araştırmalardır.
Keşfedici ve betimleyici araştırmalar çoğunlukla kesitsel araştırmalardır.
-kesitsel araştırmalarda araştırma konusunun bir kesiti,dilimi incelenir
-kesitsel araştırmalar zamanda sadece bir noktayı yansıtan gözlemlere dayanır

BOYLAMSAL ARAŞTIRMALAR
İncelenen konunun zaman içindeki gelişimini ele alan ve en az 2 kere tekrarlanan araştırmalardır.
Uzun zaman aralıklarında bazı durumlarda onlarca yıl boyunca aynı olguyu ölçen araştırmalardır.
Psikolojide yaşam süreci boyunca bireylerin gelişimlerini izlemek için, sosyolojide de bireylerin yaşamları boyunca yada nesiller boyunca deneyimledikleri yaşam olaylarını incelemek için kullanılır.
Dezavantajları : uzun sürmeleri ve yüksek maliyetli olmalarıdır. Ancak zaman içindeki değişimleri ölçmek için kullanılabilecek en iyi yoldur.
Eşi alkolik olan kadınların sorunlu evlilikleriyle nasıl baş ettiklerini ortaya koymaya çalışmak için evlilik sürecini uzunca takip etmek ve tekrar tekrar ölçmek gerekir.

3 temel türü vardır
1-eğilim(zaman serisi) araştırmaları : belirli bir araştırma evreninde zaman içinde meydana gelen değişimleri inceler.
-Seçilen farklı örneklem gruplarından belirli zaman aralıklarıyla veri toplanır.
-Sosyal bilimlerde en sık kullanılan boylamsal araştırma türü : eğilim araştırmalarıdır
-Eğilim araştırmalarında tekrarlanan ölçümlerde örnekleme her zaman aynı insanlar seçilmez ama her ölçümde aynı araştırma evreninden örneklem seçilir.
25 yıl önce bir köye yapılan eğilim araştırmasının 25 yıl sonrada yapılması : 25 yılda yaşanan toplumsal değişmenin saptanması için..
2-Panel Araştırmaları : araştırmanın tekrarlandığı her seferinde, yani her ölçümde aynı örneklemden veri toplanan araştırmalardır.
Örneğin : silah karşıtı kampanya başlamadan önce görüşülen kişilerle yapılan araştırma, kampanya bittikten sonrada aynı kişilerle araştırma yapılırsa bu panel araştırma olacaktır.
Bütün boylamsal araştırmalar gibi uzun süreli ve yüksek maliyetlidir. Örnekleme girenler ölebilir,taşınabilir…

3-kohort araştırmalar : araştırma evreninin ortak özelliklere sahip alt gruplarının(kohartlar) zaman içinde geçirdikleri değişimi ölçmeyi amaçlayan araştırmalardır.
Kohortlar genellikle aynı yılda doğanlardan oluşur.
1995te evlenenler,2.dünya savaşı sırasında doğanlar..gibi farklı kohortlar belirlenebilir.
Sağlık alanındaki araştırmalarda sıklıkla kullanılmaktadır.
Sigaranın akciğere zararları ile ilgili bir araştırmada sigara içenler ve içmeyenleri izleme süreci …
Uzun sürerler, maliyetlidir.
Kohort : belirli bir dönem içinde belirli bir özelliğe sahip(aynı yılda doğma,aynı işte çalışma,aynı bölgede oturma ..) olan kişilerin oluşturduğu gruba verilen addır.

Kohort araştırmalar : bir yada birden fazla kohortun belirli özelliklerini iki yada daha fazla sefer ölçen araştırmalara denir.

UYGUN ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİNİN SEÇİMİ
Araştırma tpinin başarılı bir şekilde seçilmesi, araştırmanın amacının ve araştırma probleminin başarılı bir şekilde ifade edilmesine bağlıdır.
Araştırmanın amacı doğrultusunda nicel ve nitel veri toplama araçları birilikte kullanılabilir.

Araştırma yönteminin ve kullanılacak veri toplama tekniklerinin seçiminde dikkat edilmesi gerekenler :
– araştırmanın amacı keşfetmekmi,betimlemekmi,açıklamakmıdır?
– Araştırmanın amaçlarına önceden yapılmış araştırmaların sonuçlarıyla yani ikincil verilerle ulaşmak mümkünmü yoksa araştırmacının birincil verileri toplamasımı gerekir
– Araştırma konusuna yada değişkenlere ilişkin ampirik yada teorik bilgi düzeyi nedir
– Araştırmanın amacına ulaşmak için ne tür veriye ihtiyaç duyulmaktadır
– Araştırmacının rolü ne olacaktır
– Araştırma için kullanılabilecek mali teknik ve insan kaynakları nelerdir
– Araştırmacının amacına ulaşmak için veriler ne şekilde analiz edilmelidir

ÜNİTE 07

ARAŞTIRMA EVRENİ,ÖRNEKLEM SEÇİMİ VE ÖLÇÜM
Araştırma evreni: Araştırma probleminin cevaplanmasıyla ilgili olan bütün insanların oluşturduğu gruba “araştırma evreni” denir.

Tam Sayım : Bütün evrenin araştırmaya dahil edilmesine, yani gruptaki herkes hakkında bilgi toplamaya “tam sayım” denir.

Nüfus sayımları : tam sayımın en tipik örneğidir.

Zaman ve mali kaynaklar konusundaki sınırlılık çoğunlukla tam sayımı imkansız kılar. Bu durumda : evrenin içinde yer alan, özellikleri ve verdikleri cevaplar açısından evreni yansıtan daha küçük bir gruptaki insanlardan bilgi toplamaktır.
Bu nedenle araştırmayı ilgilendiren grubun tümünden(evren), bu grubu temsil edecek alt küme(örneklem) seçilir.
Örnekleme yada Örneklem Seçimi : Evreni temsil eden alt küme seçilmesine denir. Araştırma evreninin özelliklerine sahip olan ve evrenden belirli tekniklerle seçilen bir gruptur.

Çıkarsama : Örnekleme ilişkin bulguların evrene genellenmesi sürecine denir.

Temsili Örneklem : Ait olduğu evreni doğru bir şekilde temsil eden örnekleme denir. Evrendeki belirli kişileri sistematik olarak dışlamıyor olması gerek.

Ön yargılı Örneklem : analiz sırasında uygun istatistiksel düzenlemeler yapılmadan evrene genelleme yapılmak için kullanılamazlar.
Bir anket için mesai saatleri içinde her 5.evin kapısını çaldığımızı düşünelim. Mesai saatleri olduğu için çalışan insanlar evde olmayacağından o kişiler sistematik olarak daha az temsil edilmiş olacak.

ÖRNEKLEM SEÇİM TEKNİKLERİ :
Olasılığa Dayalı Örneklem Seçim Teknikleri : Olasılığa dayalı(temsili) örneklem,evrendeki herkesin eşit seçilme şansına sahip olduğu örneklemdir. Seçimde eşit olasılık sağlamak için tesadüfi seçim yolu kullanılır.
Örneklem Çerçevesi : Evrendeki herkesin adının yer aldığı bir liste oluşturulur.
Bu listeden kurayla örneklem seçilir.
*örneklemin evreni tam olarak temsil etmeme ihtimali yüksektir.

OLASILIĞA DAYALI ÖRNEKLEM SEÇİMİNİN 4 TİPİ VARDIR
1-Basit Tesadüfi Örneklem Seçimi :
5 aşama vardır.
*Eksiksiz bir örneklem çerçevesi oluşturulur,evrende yer alan herkes listelenir
*Birden başlayarak örneklem çerçevesindeki her örneğe bir numara verilir.
*Örneklemin ne büyüklükte olacağına karar verilir.
*Tesadüfi sayılar tablosundan örnekleme girecek vaka sayısı kadar sayı seçilir
*Tesadüfi olarak seçilen sayılara karşılık gelen vakalar örnekleme dahil edilir

Basit tesadüfi örneklem seçim tekniği : araştırma evreninin coğrafi olarak geniş alanlara yayılmış olduğu araştırmalar için uygun değildir.

2-Sistematik Örneklem Seçimi :
Basit Tesadüfi Örneklem Seçim tekniğine benzer, aynı sınırlılıklara sahiptir ancak daha basittir.
Önce örneklem çerçevesi oluşturulur.
Evrendeki her birime bir numara verilir.
Örneklem aralığı belirlenir

Örneklem aralığı : örneklemdeki eleman sayısının evrendeki eleman sayısına oranıdır. Örneğin : sistematik örneklem tekniğiyle 50 kişilik bir evrenden 10 kişilik bir örneklem seçeceksek,evren büyüklüğünü örneklem büyüklüğüne bölerek örneklem aralığının 1/5 olduğunu buluruz. Bu sonuç evrendeki her 5 kişiden 1ini seçeceğimiz anlamına gelir.
Burada tek problem nereden başlayacağımızdır. Örneklem aralığı 1/5 olduğu için, ilk seçilecek kişi ilk 5 kişiden biridir. Kimden başlanacağı tesadüfi sayılar tablosu kullanılarak saptanır.

Eğer örneklem çerçevesinde belirli bir grubun sistematik olarak örneklemin dışında kalmasına yol açacak bir aralık varsa ; ya örneklem çerçevesinde örneklemi belli bir sırayı izlemeden sırasız,karışık şekilde listelemek yada basit tesadüfi örnekleme tekniğini kullanmak gerekir.

3-Tabakalı (KATMANLI) Örneklem Seçimi
Tabakalı Örneklemede : örneklem seçilmeden önce evren belirli homojen gruplara (tabakalara) ayrılır.
Örnekleme hatalarını azaltarak daha yüksek bir temsil yeteneğine sahip örneklemler oluşturmak için kullanılır.
Basit tesadüfi örneklemeye oranla daha küçük bir örneklem grubu ve daha düşük bir maliyetle çok daha yüksek bir kesinliğe ulaşma olanağı sağlayan bir tekniktir.

Örneklem evrenin tümünden seçilmez, evren homojen alt kümelere ayrılır ve her alt kümeden uygun sayıda birim seçilir.
Örneğin : üniversite örencileri hakkında bir araştırma yapılıyorsa evren önce öğrencilerin sınıflarına göre bölünebilir.

Orantılı ve Orantısız tabakalı örneklem seçimi olarak 2ye ayrılır.

Orantılı Tabakalı Örneklem Seçimi : her tabakadan, o tabakanın evren içindeki yeriyle orantılı örnek seçilir. Bir işyerinde toplam 100 kişi : %20 kadın,%80 erkek çalışıyor ise, 100 kişik bu işyerinden seçilecek 10 kişi, 2 kadın 8 erkek şeklinde olacaktır.

Orantısız Tabakalı Örneklem Seçimi : Her tabakadan seçilecek örnek sayısı belirlenir ve tabakaların evren içindeki oranına bakılmaksızın eşit sayıda örnek alınır.
Bu şekilde seçilen bir örneklemin temsil yeteneği düşüktür. Ancak evren içindeki her tabakanın örneklemde anlamlı ve gerekli bir büyüklükte temsil edilmesi istendiğinde orantısız tabakalı örneklem seçim tekniğinin kullanılması uygundur.
Bir işyerinde toplam 100 kişi : %20 kadın,%80 erkek çalışıyor ise, 100 kişik bu işyerinden seçilecek 10 kişinin yarısı kadın yarısı erkek olabilir. 5i kadın 5i erkek olur.

4-Küme (Çok Aşamalı ) Örneklem Seçimi :
Küme örnekleme tekniğinde : öncelikle bireylerin içinde yer aldıkları gruplar,yani kümeler,basit tesadüfi,sistematik yada tabakalı örnekleme yoluyla seçilir. Daha sonra örnekleme giren kümeler içinden belirli sayıda birey,basit, tesadüfi yada tabakalı örnekleme yoluyla seçilir.

Küme örnekleme tekniğiyle :
-büyük bir şehri önce bölgelere,sonra mahallelere,sonra sokaklara bölebilir sonunda bir dizi haneden oluşan bir örneklem elde edip bu hanelerden bireyler seçebiliriz.
Küme örneklemede örneklem seçimi en az 2 aşamadan oluşuyor. Çok aşamalı örneklem tekniği olarak adlandırılmasının sebebi budur.
-Her aşamada kaç kümenin(bölge,mahalle ve sokak gibi) seçileceğidir. Eğer çok az mahalle seçersek mahalledeki her evi örnekleme alabiliriz. Ama çok mahalle seçersek her mahalleden çok az insan seçmemiz gerekir. Yoksa örneklem büyüklüğü ve maliyet artar.

Avantajı : Evrene giren bütün bireylerin listelenemediği ancak evrenin kendiliğinden alt gruplara ayrılmış olduğu ve bu alt gruplara giren bireylerin listelenebilidği durumlarda son derece kullanışlıdır.
Dezavantajı : örnekleme hatasının yüksek olma olasılığıdır. Her aşamada seçilen birimler giderek azaldığı için örneklemin ve evrenin özellikleri arasındaki farklılığın yüksek olma olasılığı artar.

OLASILIĞA DAYALI OLMAYAN (YARGISAL) ÖRNEKLEM SEÇİM TEKNİKLERİ
Bazı durumlarda araştırma sonuçlarının daha geniş bir evrene genellenmesi amaçlanmaz. Ayrıca bazı çevrelerin (sokak çeteleri,uyuşturucu bağımlıları..) kaç kişi olduğu yada özellikleri bilinmez. Bu gibi evrenler için örneklem çerçevesi oluşturmak mümkün değildir. Bu nedenlede bu evrenlerden olasılığa dayalı yada temsili bir örneklem seçilemez.
Olasılığa dayalı olmayan (yargısal) örneklem seçim teknikleri kullanılır. Burda örnekler tesadüfi seçilmez, seçilecek örneklerde belirli özelliklerin varlığı aranır. Evrendeki herkesin örnekleme seçilme şansı eşit değildir.

Gelişigüzel (Tesadüfi ) Örneklem Seçim Tekniği : Araştırmacının örneklemi hiçbir ölçüt kullanmadan seçmesinden oluşur.
Araştırmacı Kampüste önünden geçen ilk 20 öğrenciyle görüşürse bu örneklem gelişigüzel(tesadüfi) seçilmiş bir örneklem olacaktır.

Kota Örneklem Seçim Tekniği : Hedeflenen evrenin özelliklerinin betimlenmesiyle başlar. Daha sonra örnekleme girecek olan birimlerde aranacak özellikler konusunda belirli kotalar (kontenjanlar)oluşturulur ve bireyler bu kotaları dolduracak şekilde seçilir.
Kotalar Bağımlı Değişkeni etkilediği düşünülen değişkenlerin temel kategorileri için oluşturulur.
Örneğin : araştırmacı kampüste önünden geçen ilk 20 kişiyle konuşmak yerine ilk 10 erkek ve ilk 10 kız ile görüşür.
Kotalar belirlenirken birden fazla değişkende kullanılabilir. İlk 10 erkek ve sosyoloji bölüm öğrencisi gibi…
Kota örnekleme : pratik ve ekonomiktir.
Görüşmeci Yanlılığı : Örneklerin seçimini veri toplayan gözlemciye bıraktığı için görüşmeci yanlılığı vardır. Görüşmecilerin ellerindeki kotaları en kolay biçimde doldurmaları ve daha kolay görüşülebilen kişilere temsili bir örnekleme oranla daha fazla yer vermelerinden kaynaklanır.

Amaçsal ( Monografik) ve Teorik Örneklem Seçim Tekniği :
Amaçsal örnekleme tekniğinde, araştırmacı kendi yargılarına dayanarak,araştırmacı amacına en uygun olduğunu düşündüğü birimleri örnekleme seçer.
Evrenin tipik bir örneği olduğunu düşündüğü bir alt grubu örneklem olarak seçer.

Amaçsal Örneklemin bir çeşidi de : TEORİK ÖRNEKLEM dir. Örneklem, Amaçsal örnekleme tekniğiyle aynı şekilde seçilir.Ancak bu teknikte araştırmacı örneklem büyüklüğünü önceden belirlemez, değişkenler arasındaki ilişkileri ve kategorileri ortaya çıkarana kadar amaçsal örnekleme yapmaya devam eder. Bu teknik teori geliştirmek için yapılan çalışmalarda kullanılır.

Güdümlü Örneklem Seçim tekniği : Araştırma evreni içinde araştırma probleminin en tipik biçimde gözlenebileceği bir alt grubun örneklem olarak seçilmesidir.

Amaçsal örneklemeden farkı : amaçsal örneklemede seçilen örneklem evrenin tipik bir örneği olarak kabul edilir, güdümlü örneklemede ise seçilen örneklem evrenin tipik bir örneği olarak kabul edilmez.

Kartopu Örneklem Seçim Tekniği : Evren hakkındaki bilgilerin eksik olduğu ve evreni oluşturan bireylere ulaşmanın zor olduğu durumlarda kullanılan bir tekniktir.
Bu teknik : çok küçük bir gruptan başlayarak giderek artan sayıda örneğe ulaştığı için kartopu adını almıştır.
Kaçak göçmenler, kayıtsız işçiler …. Kimlerin bu gruba girdiğini saptamak mümkün değildir. Bu durumda araştırmacı örnekleme girmeyen uygun olan birkaç kişiyle görüşerek onlardan aynı ölçüye uyan diğer kişiler hakkında bilgi toplar. Bu süreci defalarca tekrar ederek yeterli sayıda insanla görüşmelerini tamamlar.

Mekansal Örneklem Seçim tekniği : Belirli bir alanda örnekleme girenlerin hepsinin hızlı ve eş zamanlı bir şekilde sistematik olarak seçilmesine denir.
Protesto, politik gösteri grubu … gibi..
Tanımlanmış bir evren yoktur,katılımcılar değişir,alt gruplar oluşur,insanlar gruptan ayrılır,yeni gruplar olur,evren hareketlidir,evreni belirleyen sosyal olayın kendisidir.

Doyma (Tam Sayım ) Örneklem Seçim Tekniği : Evrendeki her birimin örnekleme katıldığı örneklem seçim tekniğidir.
Doyma tekniği; küçük ve coğrafi olarak belirli bir alanda yoğunlaşan evrenler için daha kullanışlıdır ama nüfus sayımlarında olduğu gibi daha büyük evrenler içinde kullanılabilir.

ÖRNEKLEM BÜYÜKLÜĞÜ :
Örneklem seçimi : örneklemin temsil yeteneğiyle ilgilidir. Örneklemin büyüklülüğü ise yeterliliğini belirtir.
Örneklemin büyük olması : temsil yeteneğinin yüksek olduğu anlamına gelmez. Örneğin kartopu tekniğiyle seçilmiş 2000 kişilik bir örneklemin temsil yeteneği düşük olabilir.

Örneklemin Büyüklüğünü Belirlerken dikkat edilmesi gereken öğeler şunlardır :
-Evrenin niteliği
-Aranan özelliklerin evren içindeki dağılımı
-Araştırma olanakları
-Örneklem seçim tekniği
-Hipotezin özelliği
-kabul edilebilecek hata payı ve kesinlik derecesi :
hata payı oranı %2 ise, %10luk bir oran için : %8-%12 dir.
-tahmin için istenen güven derecesi : %68,%95 veya %99 dur. Genellikle : %95 veya %99dur.
Her 100 örnekten 99unun bu hata aralığında yer almasını istiyoruz demektir.

Bir örneklemin büyüklüğü hesaplanırken kabul edilebilecek hata ile aranan güven düzeyi değerleri kullanılır.
Gerekli örneklem büyüklüğü : Ns =(Qz/T)2 veya Q2Z2/T2 formülü ile hesaplanır.
Ns = gerekli örneklem büyüklüğü
Q=evrenin standart sapmasının ön tahmini
Z= seçilen güven düzeyine karşılık olan standart hata birimlerinin sayısı
T= örneklem ortalamasında kabul edilebilir hata payı

Standart Sapma : Gerçek dağılımdaki gözlemlerin gösterdiği değişkenliği,yani gözlemlerin ortalamaya göre gösterdiği yayılmayı ifade eder.

Standart Hata : Varsayılan bir dağılımın değişkenliğini gösteren, yani varsayılmış bir dizinin dağılım ölçüsüdür. Standart Hata ; aynı büyüklük yada aynı nitelikte olan gözlenebilecek sayısız dağılımlarda elde edilecek ortalamaların değişkenliğini ölçer.

ÖLÇÜM VE ÖLÇÜM HATALARI
Değişkenlerin cevap kategorilerine rakamların atanması ÖLÇME, ölçme sonucunda elde edilen değerler de ÖLÇÜM olarak adlandırılır.

İyi bir ölçümün 2 özelliği vardır :
1-Ölçmek istediği sosyal etkinliği doğru bir şekilde ölçebilmesi gerekir.Ölçülmek istenen şeyin ne derece doğru bir şekilde ölçüldüğü GEÇERLİLİK kavramıyla ifade edilir.
2-Farklı durumlarda dahil olmak üzere her kullanıldığında benzer sonuçları verebilmesi gerekir,buda GÜVENİRLİK kavramıyla ifade edilir.

ÖLÇÜM HATALARI
1-Araştırmaya bağlı hatalar : soruların ölçmek istenen şeyi ölçmeye yönelik olarak iyi hazırlanmaması yada yeterince anlaşılır bir şekilde ifade edilmemesi,cevaplayıcıların yönlendirilmesi,örneklemin yanlış seçilmesi,verilerin yanlış kodlanması gibi hatalar…

2-Araştırmaya bağlı olmayan hatalar : Sosyal tarih olaylarında ( araştırma yürütülürken meydana gelen afet), kişisel tarih olaylarında (cevaplayıcıların ölümü,evlenmesi,işini kaybetmesi) , doğal olgunlaşma sürecinde (etkisi incelenen olayın cevaplayıcılar üzerinde etkisini kaybetmesi yada cevaplayıcıların yaşlanması) yada aynı ölçüm aracında sorulacak sorulara verilecek cevapların kültürel faktörler nedeniyle farklılaşmasından kaynaklanır.

ÖLÇÜM HATALARI 2 TÜR HATAYA NEDEN OLUR :
1-Sistematik Hata: Ölçüm sürecini sürekli olarak aynı yönde etkileyen ve kaynakları yeterince denetlenmediği için meydana gelen bir hatadır. Sistematik hata her ölçümde tekrarlanır,hata bütün cevaplar için geçerlidir.
Örneğin : öğretmen okuduğu tün sınav kağıtlarına 5 puan fazla veriyorsa sistematik bir hata yapıyor demektir.

2-Tesadüfi Hata : Şansa bağlı olarak ölçmeden ölçmeye değişen ve denetlemesi imkansız olduğu için her ölçümde meydana gelebilecek bir hatadır. Hatadan sadece bazı cevaplar etkilendiğinde meydana gelir.
Öğretmen sınav kağıtlarında erkeklere 5 puan fazla veriyor, kızlara vermiyorsa tesadüfi hata söz konusudur.

GÜVENİRLİK VE GEÇERLİK

GÜVENİRLİK : Bir ölçümün tekrar tekrar yapılması sonucunda yine aynı sonuçların elde edilmesi,yani kendi içinde tutarlı olmasıdır.
Güvenirliği oluşturan 3 öğe vardır:
1-Değişmezlik : bir ölçümün ne derecede kararlı olduğunu, zaman içinde ne derecede değişmeden kaldığını ifade eder.
2-İç Güvenirlik : ölçeği oluşturan değişkenlerin tutarlı olmasını, yani cevaplayıcıların bir değişkene verdikleri cevabın, diğer değişkenlere verdikleri cevaplarla ilişkili olmamasını ifade eder.
3-Gözlemciler arası tutarlılık : çeşitli gözlemcilerin gözlemlerini kaydetme yada verileri kategorilere çevirme konusundaki kararlarını ifade eder.

Bir ölçme aracının güvenirliği,güvenirlik katsayısının hesaplanmasıyla saptanır. Güvenirlik korelasyon katsayısı ile ölçülür, sıfır ile bir arasında değişen bir değer alır ve bu değer (güvenirlik katsayısı) bire ne kadar yaklaşırsa güvenirliğin o kadar yüksek olduğu kabul edilir.
Bu katsayıya ulaşmak için en çok tercih edilen yol, aynı kavramın göstergelerinden oluşan bir dizi soru alnamına gelen ÖLÇEK lerin istatistiksel yöntemle (güvenirlik analizi yoluyla) güvenirliklerinin ölçülmesidir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda güvenirliği ölçmek için başvurulan 3 temel yol vardır
1-Sınama-Yeniden Sınama (Test-Tekrar Test) Yolu : ölçüm aracının aynı örnekleme benzer koşullar altında 2-4 haftalık aralıklarla 2 kere uygulanması ve elde edilen sonuçların karşılaştırılmasıdır.
2-Eşdeğer Biçimler Yolu : Paralel biçimler yolu olarakta bilinen bu yolda,ölçüm aracı aynı amaca yönelik olan iki farklı biçimde hazırlanır. (Cevapların yeri değiştirilir ve aynı örneklem ardı ardına sorulur )
3-Yarıya Bölme Yolu : ölçme tamamlandıktan sonra elde edilen veriler tesadüfi yollarla 2ye ayrılır. Bu 2 veri grubu ayrı ayrı ele alınarak birbirleriyle karşılaştırılıe ve aralarındaki tutarlılık ölçülerek güvenirlik düzeyi belirlenir.

GEÇERLİK : Ölçülmek istenen şeyin ne derece doğru bir şekilde ölçüldüğü GEÇERLİLİK kavramıyla ifade edilir.
Konuyu hatasız bir şekilde ölçmesi.
Bir araştırmada elde edilen sonuçların geçerliliği 3 açıdan değerlendirilir.
1-Ölçüt geçerliği : Bir ölçüm aracının ölçmeyi amaçladığı şeyi ölçmesidir. İşlemselleştirme süreci ile yakından ilişkilidir.

2-İç Geçerlik (Mantıksal Geçerlik ) : Ölçüm aracının amaçladığı özelliği, bir başka özellikle karıştırmadan doğru bir şekilde ölçebilme derecesidir. ( Bağımlı değişkendeki farklılaşmanın, bağımsız değişkenlere açıklanma derecesidir. )
Araştırma sonuçlarının doğruluğu ile ilgilidir ve çalışmanın sonuçlarının manipülasyondan kaynaklanıp kaynaklanmadığını ifade eder.

İç Geçerliliği sınamanın 2 yolu vardır :
-Yüzeysel geçerliğin sınanması : bir aracın ölçülmek istenen konuyu ölçer görünmesidir. Sadece mantıksal düzeyde kaldığı için ölçme aracının gerçekte neyi ölçtüğü konusuna açıklık getiremez.
-İçerik geçerliğinin sınanması : bir ölçme aracının ölçülen kavramla ilgili mantıksal içerimleri yeterince temsil etmesidir.

İç geçerliliği etkileyen başlıca faktörler : cevaplayacıların yaşlanması, ölmesi, örneklemin yanlış seçilmesi ve zaman faktörüdür.

3- Dış Geçerlik ( Olgusal Geçerlik ) : Araştırma bulgularının genellenebilirliği ile ilgilidir ve örnekleme süreçleriyle yakından ilişkilidir.
Bir araştırmada elde edilen sonuçların başka insanlara ve diğer bağlamlara ne derece genellenebileceğini ifade eder.
Evren geçerliği : Örneklemdeki dağılımın ait olduğu evrendeki dağılımı yansıtma derecesi
Ekolojik Geçerlik : Bir ortamda yürütülen araştırma sonuçlarının diğer ortamlara genellenebilirlik derecesi
Dış geçerliği etkileyen başlıca faktörler : insanların denek olduklarını bildikleri zaman normalden farklı davranma eğilimleri göstermeleri, yanlış örneklem seçimi, kavramların yeterince iyi tanımlanmaması ve kavramları yeterince iyi ölçmeyen değişkenler oluşturulması.

ÜNİTE 08

VERİ ÇÖZÜMLEME,YORUMLAMA VE RAPORLAMA

NİCELİKSEL VERİNİN ÇÖZÜMLENMESİ VE YORUMLANMASI :
Niceliksel yöntemle veri toplamanın amacı : araştırma probleminin yanıtını sayısal verilerle ifade etmektir.
Kelimeler önce sayılara dönüştürülmesi ve bu sayılarla bir dizi matemeatiksel işlem yaparak elde edilen sonuçların tekrar tercüme edilmesidir.

Yanıt Türleri : Yanıt kategorileri olarak da adlandırılır. Hepsi 2 ortak özelliği paylaşır
1-Karşılıklı dışlama : bir sorunun yanıt kategorileri arasındaki bağlantı birinin bittiği yerde diğerinin başlamasıdır. Örneklemde yer alan her örnek ancak bir kategoride yer alabilir. Aynı anda diğer kategoride yer alamaz.
2-Ortak kapsayıcılık : Bir sorunun yanıt kategorileri örneklem içinde yer alan hekresi bir kategoriye yerleştirir. Hiçbir örnek kategori dışı kalmaz.

Örnek : cinsiyet değişkeni,doğuştan gelen cinsiyeti ölçmek için iki yanıt kategorisi kullanır. Kadın ve erkek. Bir kişi doğuştan gelen cinsiyet söz konusu olduğunda bu kategorilerden ancak birine dahil olabilir. Ya kadın yada erkek kategorisine dahil olacaktır. Hem kadın hem erkek kategorisine dahil olamaz. Bu durum kategorilerin karşılıklı dışlama kuralına dayanır.
Diğer taraftan ; elimizdeki örneklemin büyüklüğü ne olursa olsun(sayısı kaç kişiden oluşursa oluşsun) her biri yanıt kategorilerinden birine yerleştirilir ve hiç kimse bu kategorilerin dışında bırakılmaz. Bu durum kategorilerin ortak kapsayıcılık özelliğini oluşturur.

Yanıt Kategorileri 4 temel ölçeğin özelliğine göre düzenlenir.
1-Nominal ölçek
2-ordinal ölçek
3-aralık ölçek
4-oran ölçek

TEK DEĞİŞKENİN BETİMLENMESİ : Frekans Dağılımı,Merkezi Eğilim ve Değişkenlik(dağılım) Ölçümleri ve Yorumlanması

Tek Değişken betimlemesi : Her değişken için yanıt kategorilerinin ölçeklerine uygun istatistikler alınarak “tek değişken betimlemesi” yapılır.

Nominal ve ordinal ölçekte ; yanıt kategorileri kullanan değişkenlerin betimlenmesi FREKANS DAĞILIMI kullanılarak yapılır. Nedeni : Nominal ve Ordinal ölçek kategorilerinin nitelik ölçmesidir.

Aralık ve Oran Ölçeğinde ; yanıt kategorileri kullanan değişkenlerin betimlenmesinde ARİTMETİK ORTALAMA,MOD gibi MERKEZİ EĞİLİM ÖLÇÜMLERİyle, örneklem içindeki değişkenle ilgili homojenmi heterojenmi olduğunu gösteren STANDART SAPMA gibi DEĞİŞKENLİK DAĞILIM ÖLÇÜMLERİ kullanılır.
Aralık ve oran ölçkelerinde : puanların dağılımının en alt ve en üst değerlerini veren minimum-maksimum değerler gösterilerek okuyucunun verinin dağılım hakkında fikir sahibi olması sağlanır.

Nominal ve Ordinal Ölçekteki Değişkenlerin Betimlenmesi : frekasn dağılımı yorumları :
-yüzde sıralamasının büyükten küçüğe doğru yapılmasıdır.
-son cümle tablonun tamamını dikkate alarak durum yorumunu içerir.

KAYIP DEĞER : cevaplayıcıların bazı sorulara yanıt vermedikleri yada ilgisiz yanıt verdikleri durumlarda veri kodlama sırasında sorunun yanıtı kayıp değer olarak yanıt kategorisinde kullanılmayan bir sayı ile (genellikle 99 sayısı verilir) temsil edilerek bilgisayara tanıtılır.

GEÇERLİ YÜZDE : Verilerin yorumlanması sırasında kayıp değer dışında kalan yanıtlar üzerinden yüzde okuması yapılır. Örneğin 300 kişilik bir yanıtlayıcı grubundan 5 kişi yanıt vermemişse bu durumda yüzde okuması 295 kişinin verdiği geçerli yanıt sayısı üzerinden yapılır. Bu tür yüzdelere geçerli yüzde denir.

SPSS ( Statistics Package for the Social Scienses : Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi)
N : örneklem büyüklüğü
Valid : geçerli yanıtlayıcı sayısı
Missing : kayıp değer olarak kodlanan yanıt vermeyenlerin sayısı
Mean : Aritmetik ortalama
Mode : Mod ( en sık gözlenen kategori )
Std.Deviation : Standart Sapma ( SS )
Minimum : en alt değer
Maximum : en üst değer

İKİ DEĞİŞKENE İLİŞKİN FREKANS DAĞILIMI : Çapraz Tablolar ve Yorumlanması :
Çapraz Tablolar : iki değişkenin yanıt kategorilerinin frekans ve yüzde dağılımını veren istatistiktir.
Yanıt Kategorilerinin nominal yada ordinal ölçeğin özelliğini taşıması gerekir.

Çapraz tablolarda 3 çeşit yüzde okuması vardır.
1-sütun yüzde okuması
2-sıra yüzde okuması
3-toplam yüzde okuması (sütun ve sıra yüzdesinden farklı olarak örneklemin iki değişkenle ilgili genel dağılımını gösterir. Bu nedenle nominal ölçekte olduğu gibi yüzde sıralaması büyükten küçüğe olur)

İKİ DEĞİŞKEN ARASINDAKİ İLİŞKİNİN VARLIĞINI,YÖNÜNÜ VE ŞİDDETİNİ GÖSTEREN İSTATİSTİKLER VE YORUMLANMASI :
Araştırma problemi en basit tanımıyla : araştırma hipotezinin soru formunda oluşturulmuş halidir. En az iki kavram yada değişken arasındaki ilişkiyi sorgular.

Bir araştırma hipotezinde iki değişken arasında önerilebilecek olan iki tür ilişki vardır.

1-Nedensel ilişki : iki değişkenden birincisinde meydana gelen belli bir yöndeki değişimin ikinci değişkende bir değişime neden olması, yol açmasıdır.
Bağımsız değişken : etkiyi yaratan değişkene denir
Bağımlı değişken : etkilenen değişkene denir.

2-Karşılıklı Değişen İlişki : iki değişkenin etkileşime girmesi sonucu her ikisinde de belli bir yönde değişim meydana gelmesidir.

Değişkenler arasında ilişkiler belirli bir yön gösterir.
Pozitif yön : olumlu yönde değişen ilişkiler
Negatif yön: olumsuz yönde değişen ilişkiler

Doğru orantılı ilişki: pozitif yön yada olumlu ilişkinin anlamı iki değişen arasında doğru orantılı bir ilişki olmasıdır.

Ters orantılı ilişki: negatif yön yada olumsuz ilişki anlamı ise iki değişken arasında biri artarken diğeri azalan ters orantılı bir ilişki gözlenmesidir.

İlişkinin şiddeti : iki değişken arasındaki pozitif yada negatif yöndeki ilişkide bağımsız değişkene bakarak bağımlı değişken üzerinde yapabileceğimiz tahminlerin ne derece güçlü olabileceğini anlatır. 0.00 ile 1.00 arasında değer alır.
İlişki yok 0.00 değeri ile gösterilir.
İlişki olumlu (pozitif) yönde ise : +1.00
İlişki olumsuz(negatif)yönde ise : -1.00 ile gösterilir.

Bizim burada yorumunu yapacağımız ilişki + yada – yönde 0.01 ile 0.99 arasında yer alan ilişki şiddetidir. Sosyal bilimciler tarafından kullanılan yöntem bu iki değer arasında kalan alanı 3 eşit parçaya ayırarak yorum yapmaktadır. Bu bölünme yazılı bir kural olmamakla birlikte eşit bölünme sağladığı için en çok kabul gören değerlendirme ölçütüdür.
Zayıf : bir ilişkinin şiddeti 0.01-0.30 arasında yer alıyorsa
Orta şiddette : bir ilişkinin şiddeti 0.31-0.70 arasında yer alıyorsa
Güçlü ilişki : bir ilişkinin şiddeti 0.71-0.99 arasında yer alıyorsa

İSTATİSTİKLER :
KAY KARE:her ikiside nominal ölçekte iki değişken arasındaki ilişkinin varlığını test etmek için
LAMBDA : şiddetini ölçmek için eğer hipotezde önerilen ilişki türü karşılıklı değişen ilişki ise
TAU : nedensel ilişki
Nominal ölçekle ilgili şiddet ölçmeye yarayan istatistikler ilişkinin yönünün pozitifmi,negatifmi olduğunu söyleyemezler.

KAY KARE : her ikiside ordinal ölçekte iki değişken arasındaki ilişkinin varlığını test etmek için
GAMMA: şiddetini ölçmek için eğer hipotezde önerilen ilişki türü karşılıklı değişen ilişki ise
SOMER’S D: nedensel ilişki
Gamma ve somer’s d ilişkinin yönü ve şiddeti hakkında bilgi verir.

Aralık yada oran ölçeğindeki iki değişken arasındaki ilişkinin yönü ve şiddeti hakkında bilgi veren istatistik korelasyondur.
Değişken Ölçekleri İlişkinin Varlığı Yönü Şiddeti
Nominal+Nominal Kay Kare Yön yok Lambda Tau
Ordinal+Ordinal Kay Kare Gamma Somer’s d Gamma Somer’s d
Aralık/Oran+Aralık/Oran Korelasyon Korelasyon

NİTELİKSEL VERİNİN ÇÖZÜMLENMESİ VE YORUMLANMASI
Niteliksel araştırmalarda ortak veri çözümleme süreci :Tüm niteliksel verilerin çözümlenmesinde 3 süreç vardır.
1- Veri ayıklama süreci : alan çalışmasından elde edilen ve yazıya geçirilmiş çalışma sonuçlarının ve alan çalışması sırasında tutulan gözlem notlarının araştırma sorusuna, araştırmacının kuramsal yaklaşımına, veri toplamak için kullanılan sorulara ve örnekleme göre sınıflandırılmasını, yeniden düzenlenmesini ve ilgili olmayan verinin elenmesini içerir.
2- Verinin görsel olarak hazırlanması : ayıklanan verinin görsel olarak hazırlanmasıdır.çalışmanızda kullanacağınız kavramları en iyi yansıtan cümlelerin metin içinden seçilmesidir.
3- Sonuç çıkarma : görsel olarak hazırlanan veriden sonuç çıkarmadır. Sonuç çıkarma,araştırmacının benimsediği niteliksel yöntem kullanan kuramların çözümleme birimi ve çözümleme türlerine göre değişir.

VERİ ÇÖZÜMLEME ÇEŞİTLERİ :
Niteliksel veride kullanılan başlıca çözümleme çeşitleri : içerik çözümlemesi,öykü çözümlemesi,konuşma çözümlemesi ve söylem çözümlemesidir.
İÇERİK ÇÖZÜMLEMESİ : içerik çözümlemesinde metin içindeki çözümleme birimlerinin sistematik olarak sayılması ve sınıflandırılmasından oluşur.
ÖYKÜ ÇÖZÜMLEMESİ : hangi öykülerin nasıl anlatıldığını anlamaya çalışır
KONUŞMA ÇÖZÜMLEMESİ : gündelik konuşmalarda insanların sosyal gerçekliği ve düzeni nasıl oluşturduğunu anlamaya çalışır
SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ : farklı disiplinler tarafından farklı biçimlerde tanımlanmaya ve uygulanmaya çalışılmakla birlikte en genel anlamıyla sosyal gerçekliğin tanımlayıcısı ve yaratıcısı olarak söylem ve dilin çözümlenmesidir.

RAPORLAMA VE VERİLERİN SUNUMU

RAPOR YAZIMI ÖNCESİ DİKKATE ALINMASI GEREKEN ÖĞELER :
1-Okuyucu Kitlesi : okuyucu kitlesini oluşturan temel gruplar : akademisyenler, kurumlarda çalışan alan uzmanları, uygulayıcılar ve hizmet verenler, sosyal politika yada strateji geliştirenler ve araştırmaya destek veren kurumlardır.
Akademisyenler’in bir araştırma raporundan beklentisi : bilimsel bilgiye katkıda bulunmasıdır.
Kurumlarda çalışan alan uzmanlarının amacı : belirli sorunların çözümleri için oluşturulacak politikalarda bilimsel bilgi ve yöntemlerden yararlanmaktır.
Uygulayıcılar ve hizmet verenlerin amacı : sundukları hizmetler sırasında kullanabilecekleri bilgiyi edinmektir.
Sosyal politika yada strateji geliştirenler : mevcut politiklar yada uygulamaların iyileştirmesine yönelik tavsiyeler veya alternatif çözümlerle ilgilenirler.
Araştırmalara destek veren sponsor kurumlar : destek verdikleri araştırma önerisinde yer alan araştırma sürecin tam olarak yerine getirilmesi ve bulguların araştırma önerisindeki amaçları desteklemesiyle ilgilenir.

2-Araştırmacının Amacı : Araştırmacılar farklı nedenlerden rapor yazarlar.
a- Mevcut kuramların ve kavramların doğrulanması yada genişletilmesine yönelik bilgilendirmedir.
b- Eski kuramların ve kavramların reddedilerek yerine alternatiflerin önerilmesidir.
c- Uygulayıcıları yada komuoyuna yönelik uygulanabilir,pratik bilgiler vermektir.

*araştırmacının rapor yazımındaki amacı : raporun yazı dilini ve raporda yer verilecek olan detayları etkiler.

3- Araştırma Raporunun Formatı : araştırma raporunun formatı ; uygulanacak yazım kurallarıdır.
Örneğin ; sayfa kenarlarında bırakılacak boşluk,yazım için hangi karakterin kullanılacağı, karakter büyüklüğü,satır aralığı,içeriğin nasıl düzenleneceği,kaynakça gösterme kuralları ve kaynakça yazım türleri,araştırma raporunun nerede yayınlanacağı yada sunulacağı ile ilgilidir ve araştırma raporunun formatını belirler.

4-Yazım Tarzı : Yazım tarzı araştırma raporlarında kullanılacak cümlelerin dilbilgisi yapısıyla ilgilidir. Günümüzde araştırmacıların tercih ettiği yazım tarzı kişisel olmayan aktif cümlelerdir.

5- Araştırma Raporunun İçerik Düzenlemesi : özgün araştırma raporları için geçerlidir. Özgün araştırma raporlarının içeriği şu sırayı takip eder : Başlık,Özet,Giriş,Yöntem,Bulgular,Tartışma ve Sonuç,Notlar,Kaynakça ve Ekler. İçerik

6- Etik Sorumluluk : Bir araştırmacının 3 temel etik sorumluluğu vardır.
a- araştırmasına katkıda bulunan yanıtlayıcılara
b- bilgilerin derlenmesi sırasında çalışmalarından yararlandığı diğer araştırmacılara
c- okuyucu kitlesine

a- araştırmasına katkıda bulunan yanıtlayıcılara
• alan araştırmalarındaki en temel ilke “bulduğun gibi bırak” ilkesidir : size bilgi sağlayan kişilerin araştırma tamamlandıktan sonra yasal yada özel nedenlerden dolayı zarar görmemeleridir. Bu nedenle bilgi toplama sırasında yanıtlayıcılara ait isim telefon adres gibi kişisel bilgiler hiç kimseye verilmez. Ham veriler 5 yıl süre ile korunur sonra imha edilir.
• Özgün araştırmaların ham verileri 5 yıl süreyle korumasıının nedeni : araştırmaya destek veren kurumun yada araştırma raporunun basılmak üzere gönderildiği bilimsel derginin araştırmanın dayandığı ham verileri isteme hakkının bulunmasıdır.
• Bu veriler ya META ANALİZİ için yada araştırma sonuçlarının doğruluğunu kontrol etmek için kullanılır.

b- bilgilerin derlenmesi sırasında çalışmalarından yararlandığı diğer araştırmacılara
Bir başka araştırmacının özgün düşüncesini yada çalışmasını o kişiye atıfta bulunmadan alıntılamak bilgi hırsızlığıdır. Genel bilgiler istisnadır. Dünya yuvarlaktır genel bir bilgidir. Bu konuyla ilgili her kitapta aynı bilgi atıfta bulunulmadan verilebilir.

c- okuyucu kitlesine
Araştırmacı raporunda yer alan tüm araştırma sürecinin doğru olarak okuyucuya sunulmasından ve araştırma bulguları üzerinde tahrifat yapmamaktan sorumludur.

RAPOR YAZIMI: İÇERİK DÜZENLEME VE VERİLERİN SUNUMU :

Bir araştırma raporunun içeriğini şu kısımlar oluşturur : Başlık,Özet, Giriş, Yöntem, Bulgular, Tartışma ve Sonuç, Notlar (isteğe bağlı), kaynakça, ekler(isteğe bağlı)
1-BAŞLIK : iyi bir başlık az sayıda kelimeyle raporun konusunu okuyucuya anlatabilmesidir. Saygın bilimsel dergilerde balık için konuların kelime sayısı 12-15 kelime arasında değişmektedir.
2-ÖZET : çalışma özetinin 100-250 kelime arasında verildiği paragraftır. Özet içinde yer alması gerekn bilgiler çalışmanın niceliksel,niteliksel yada teorik bir tartışma olup olmamasına göre değişir.
Çalışma türü ne olursa olsun özetin ilk cümlesi mutlaka çalışmanın amacını belirtmelidir.
3-GİRİŞ :bir araştırma raporu girişi 2 amaca hizmet eder :
-özgün araştırmanın ait olduğu disiplindeki yerini belirlemek
-bir soruya yanıt vermek
Amaçlarla bağlantılı olarak giriş bölümünde yer alması gereken unsurlar şunlardır :
a) araştırma problemi
b) araştırma konusuyla ilgili daha önceden yapılmış çalışmalar
c) araştırmanın sınırlılıkları (2 amaca hizmet eder : 1-araştırmanın çerçevesini belirleyerek yapılacak olan eleştirilerin bu çerçeve içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgular 2-araştırma çerçevesi dışında kalan ama problemin farklı yönlerini ele almak isteyen başka araştırmalara yol göstermek )
4-YÖNTEM : hem niceliksel hemde niteliksel araştırma raporlarında yer alan yöntem bölümü genel olarak araştırmanın geçerlilik ve güvenirliliği ile ilgili bilgileri ve çalışma türünü (hipotez testmi?hipotez oluşturma çabasımı? ) içerir.
Niceliksel yöntemin kullanıldığı çalışmaların raporlanması sırasında yöntem bölümünde örneklem ile ilgili detaylı bilgi , araştırmanın yapıldığı alan, .. hakkında bilgi verilir. Niteliksel yöntemin kullanıldığı araştırma raporlarının yöntem kısmı Chenasil’e göre tanımlama , açıklama, yorumlama becerileriyle övünen araştırmacıların okuyucuyu belirsizlik içinde bıraktığı gerekçesiyle en çok eleştiri aldığı noktayı oluşturur. AÇIKLIK ilkesi verdiği ilkeyle araştırmacının tüm becerilerini , araştırmada üstlendiği rolü ve veri toplama sürecini açıklarken okuyucuya karşı dürüst davranmak için kullanılması gerektiğini , okuyucu ile araştırmacı arasındaki güven bağının araştırmanın geçerlilik ve güvenilirliğinden daha önemli olduğunu vurgular.
5-BULGULAR : Niceliksel ve Niteliksel araştırma bulgularının sunumu farklı anlamlar ifade eder.
Örneğin ; niteliksel araştırmada kuram,yöntem ve analiz ve bulguların sunumu bütünlük oluşturur ama niceliksel yöntemde bulguların sunumu, verilerle kuramsal çerçeve bağlantısının sağlandığı noktadır.
Aradaki farklılık şu şekilde ifade edilebilir :
bütün parçaların toplamından daha farklı bir yapıdır(niteliksel araştırma)
parçaların toplamı bütünü oluşturur (niceliksel araştırma)
Bu nedenle niceliksel araştırmada kuram : yöntem ve verileri birbirine bağlayan nokta verilerin sunulduğu bulgular bölümüdür.

Niceliksel Verinin Sunumu : 3 aşama takip edilir.
-veri tablolarının hazırlanması
-verilerin düzenlenmesi
-paragrafların düzenlenmesi

Niteliksel Verinin Sunumu : dikkat edilmesi gereken noktalar : (chenail in önerileri)
-açıklık
-verinin ön plana çıkarılması
-parçaların birleştirilmesi
-veri sunumu stratejileri

6-TARTIŞMA VE SONUÇ : Araştırma raporunun tartışma bölümü 2 amaca hizmet etmelidir.
-giriş bölümünde sorulan soruların yanıtları verilir
-çalışmanın alanla ilgili yapılacak diğer çalışmalar üzerine olası etkilerini anlatır

7-NOTLAR : Araşırma raporu içinde metin bütünlüğünü bozmamak için verilemeyen ama okuyucuyu bilgilendirmeye yönelik kısa açıklamalar metin içinde bulunması gereken yerler numaralandırılarak ya her sayfanın sonunda dipnot olarak yada metin bittikten sonra notlar başlığı altında toplu halde verilir.

8-KAYNAKÇA : Metin içinde bir düşünce yada çalışmaya atıfta bulunulan yazarın ve çalışmanın okuyucular tarafından kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde tanıtılmasıdır.

9- EKLER : Okuyucunun araştırma raporunu daha iyi takip edebilmesine yardım etmek için raporun sonuna eklenecek materyaldir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s